YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20758
KARAR NO : 2014/13649
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/330407
MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/03/2010
NUMARASI : 2008/833 (E) ve 2010/374 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık N.. A..’ın, katılan A. A.’a olan 20.000TL tutarındaki borcuna karşılık olarak düzenleyerek verdiği, 20.02.2007 keşide ve 20.03.2007 ödeme tarihli 20.000TL tutarındaki bonoyu keşideci ve lehdar bölümlerine kendi adını yazarak vermek suretiyle katılanı dolandırdığı iddia iddia edilen somut olayda; katılanın sanıkla aralarındaki uzun zamandır devam eden borç ilişkilerinin mukabilinde söz konusu bononun tarafında verildiğini beyan ettiği, suça konu bononun doğmuş borç için verildiği, Yargıtay C.G.K’nın 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının belirtilmesi karşısında, suça konu bononun doğmuş borç için sonradan verildiği, uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.