YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20786
KARAR NO : 2013/4618
KARAR TARİHİ : 13.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak için Direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı … ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, … ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. …, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. … sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. …, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. … veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada … ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın, … ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’ nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı … ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda; Nazilli E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanıkların daha önce kaldıkları D-5 koğuşuna dönmek istediklerini görevlilere söyledikleri, görevli memurların, önceden olaylı ayrıldıkları o koğuştaki kişilerin kendilerini istemediklerini söyledikleri bunun üzerine sanıkların olay çıkararak camları kırdıklarının bildirilmesi üzerine müşteki olan görevli infaz koruma memurlarının sanık … ‘un kendisini kırdığı ampul ile sanık …’ın ise kendisini kırdığı pencere camı parçası ile kestiğini gördükleri, müştekilerin önce sanık …’ın odasını açıp müdahale ettikleri, sanık …’ın elindeki camı sallayarak “gelmeyin sizi de keserim” dediği, bir fırsatını bulup sanığı yakalayan müştekilerin sanığın ağzında cam parçası olduğunu anlamaları üzerine camı zorla ağzından çıkardıkları bu sırada sanığın fiziksel direnç göstererek “size göstereceğim, sizinle hesaplaşacağım” dediği, müştekilerin sanık …’ı etkisiz hale getirdikten sonra sanık …’un odasına girip elindeki kırık ampul ile kendisini kestiği sırada müdahale ettikleri, sanığın müştekilere “gelmeyin sizi keserim” dediği, güçlükle onu da etkisiz hale getirdikleri, görevli infaz korumu memuru olan müştekiler …’nın olay sırasında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’un adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması ve görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla infaz koruma memuruna karşı direnilerek, hukuksal anlamda tek bir fiile gerçekleştirilmesi nedeniyle Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün ve 259-47 sayılı kararında açıklandığı üzere aynı nevi’den, fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK.nın 43/2.maddesiyle arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 13.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.