YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20805
KARAR NO : 2013/18913
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığına 2000-2006 yılları arası olarak yazılan suç tarihinin; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu açısından, sanığın annesi için verdiği en son beyanname tarihi olan Ocak 2006 tarihi ile nitelikli dolandırıcılık suçu açısından ise annesinin katılan kurumun sağlık güvencesinden haksız olarak yararlandığının iddia edildiği tarih 10.01.2007 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
PTT Müdürlüğü nezdinde posta dağıtıcısı olarak görev yapan sanığın, 2001,2002,2003,2004,2005 ve 2006 tarihlerinde, kendi çalıştığı kuruma ibraz ettiği tedavi yardım beyannamelerinde, Bağkur sigortalısı olan babası … ile Bağkur’dan eşi nedeniyle sosyal güvencesi bulunan annesi …’ı, bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri arasında göstererek, bu kişilerin tedavilerine ilişkin, 427.08 TL tutarındaki sağlık harcamalarının katılan kurum tarafından karşılanmasına sebebiyet vermesi şeklinde iddia edilen, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu olarak nitelendirilen olayda,
1- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Söz konusu kişilerin, sanığın sağlık hizmetlerinden yararlanmasa bile kendi sosyal güvenceleri kapsamında sağlık sorunlarına ilişkin tedavi giderlerinin yine kurumca karşılanmasının gerekeceği, hangi kurum bünyesinde olursa olsun sigortalı olan kişilerin giderlerinin, Devlet tarafından karşılanıyor olması, ayrıca, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birleştirilmesi neticesinde harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması, bu kişilere, sağlık sorunları nedeniyle yapılan gerçek bir tedavi ve harcamanın bulunması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının da söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında; nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı,dikkate alınarak; verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanığın babası olan … ile ilgili olarak düzenlemiş olduğu yardım beyannamelerine ilişkin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın söz konusu yardım beyannamelerini ibraz ettiği 2001-2002 yılları olan suç tarihlerinden hükmün verildiği 09.12.2009 tarihinde 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden “ortadan kaldırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine “5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca düşmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA
3-Sanığın annesi olan … ile ilgili olarak düzenlemiş olduğu yardım beyannamelerine ilişkin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Katılan kurum tarafından düzenlenen 25.03.2008 tarihli inceleme raporu ile yargılama dosyası içeriğinde bulunan delillere göre; sanığın savunmasında; annesi için en son 2006 yılında beyanname verdiğini belirttiği ve her yıl verilen beyannamelerin ocak ayında ibraz edildiğinin anlaşılması karşısında; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunun işlendiği tarihin Ocak 2006 olarak kabul edilmesi gerektiği dikkate alındığında, suçun hüküm tarihinde zamanaşımına uğramadığı gözetilmeden dava zamanaşımının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.