Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20861 E. 2013/18887 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20861
KARAR NO : 2013/18887
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille Olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’un, lokanta işleten katılanlar ile tanıştıktan sonra kendisini emekli Albay olarak tanıtıp, Mehmetçik Vakfında hatırı sayılı tanıdıklarının olduğunu, Ankara ilinde teşvik danışmanlığı yaptığını belirterek, Bolu tünelinin bitmekte olduğunu, yeni yol güzergahı üzerinde arsa satın alıp konaklama tesisi kurmak istediğini, Mehmetçik Vakfı aracılığıyla arsa tahsisine ilişkin yardım ve teşvik alabileceğini söyleyerek, kuracağı tesisi işletmek üzere ortak iş yapmayı katılanlara teklif ettiği, diğer sanık …’ın ise sanık …’un bu işleri takip ettiğini, elinde buna benzer dosyalar olduğunu söyleyerek katılanların bu duruma inanmalarını sağladığı, sanıkların sözlerine aldanan katılanların, sözde arsa satın alma ve tesisi kurma işlemleri için ilk defasında elden, daha sonra da PTT havalesi yoluyla müteaddit defalar ve farklı tarihlerde sanıklara para gönderdikleri, gönderilen paraları alan sanıkların vaatlerini yerine getirmeyerek haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda; katılanların vermiş oldukları ifadelerinde; sanık … ile şoförlüğünü yapan diğer sanık …’a sözde arsa tahsisi ve tesis kurma işlemleri için ilk defasında elden, daha sonra ise PTT havalesi yoluyla biden fazla kez para gönderdiklerini beyan ederek PTT gönderim makbuzlarını ibraz ettikleri, PTT Genel Müdürlüğü’nün 22.05.2007 tarihli yazısında; katılanlar tarafından PTT havalesi yoluyla birden çok kez ve farklı tarihlerde gönderilen paraların sanıklar tarafından Ankara adliyesi PTT şubesinden çekildiğinin belirtilerek buna ilişkin ayrıntılı listenin gönderildiğinin anlaşılması karşısında; elden nakit alınan ilk para sonrasıda, PTT havalesi yoluyla birden fazla para gönderilmesinde kamu kurumunun ödeme vasıtası olarak kullanılması dikkate alınarak; sanıkların eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ve katılan …’nun yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak
Sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olmaları karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve katılan …’nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.