Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2090 E. 2013/20599 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2090
KARAR NO : 2013/20599
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … Nakliyeciler Sitesi’ne giderek, İsmail Kalkan isimli kişiye, polis memuru olduğunu, …‘a atandığını, bu nedenle …’a yük götürecek bir kamyon aradığını, daha önce bir kamyoncuyla anlaşıp 200 TL kaparo vermesine rağmen, bu kişinin kendisini dolandırdığını söylediği, İsmail’in, sanığı, kamyonuna yük arayan şikayetçi … ile tanıştırdığı, şikayetçi ve sanığın bu … için 950 TL’ye anlaştıkları ve eşyaları evden almak üzere yola çıktıkları, kamyonla giderlerken sanığın bir telefon görüşmesi yapıp telefonu kapattığı, şikayetçiye, arayanın ev sahibi olduğunu, kira parasını istediğini, kendisinde dolar olduğunu eve gidince dolar olarak ev sahibine ödeme yapacağını anlattığı, şikayetçinin, sanığın evi olarak gösterdiği bir bina önünde durduktan sonra sanığın içeri girip çıkarak, ev sahibinin dolar istemediğini, Türk Lirası
istediğini söyleyerek şikayetçide para olup olmadığını sorduğu, şikayetçinin de, sanığa güvenerek 700 TL verdiği, sanığın, “bu parayı ev sahibine vereyim, yükü yükledikten sonra, elimdeki doları bozdurup senin paranı veririm” diyerek gittiği, şikayetçinin de kamyonun kapaklarını açarak sanığı beklemeye başladığı, yaklaşık bir saat geçtiği halde sanığın gelmediği, çevrede yaptığı araştırmada, o bölgede tayini çıkan bir polisin olmadığını öğrenmeden üzerine dolandırıldığını anlayıp şikayetçi olduğu, sanığın, tanık ve müşteki tarafından teşhis edildiği, böylece sanığın, hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, şikayetçi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması karşısında bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.