Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21076 E. 2013/12413 K. 03.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21076
KARAR NO : 2013/12413
KARAR TARİHİ : 03.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Karşılıksız yararlanma (değişen vasfıyla dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen karar 10.05.2011 tarihli karar sanığın sivil adresine 03.06.2011 tarihinde Tebligat Kanunu 21 maddeye göre tebliğ edilmiş görünsede sanığın 13.04.2011 tarihinde cezaevinden çıkması nedeniyle askere alındığı ve tebliğ tarihinde askerde olduğu anlaşıldığından 16.06.2011 tarihli temyizinin süresinde olduğu ancak 40 TL temyiz harcını yatırmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de Anayasa Mahkemesinin iptali üzerine temyiz harcı kalkmış olduğundan sanığın temyiz talebinin reddine ilişkin 17.10.2011 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hırsızlık suçunda; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda: Sanığın … otogarda taksicilik yapan katılana kendisini … olarak tanıtıp …’e gitmek istediğini söyleyip 330 TL’ye anlaştıkları sanığın yolda bilgisayar pazarlamak için geldiğini söylediği, …’a vardıklarında arkadaşını arayacağını söyleyip bir tesiste durduktan sonra katılanla yemek yeyip, ödeme yapacağını söyleyerek masadan ayrıldığı ve katılana ait kapısı kilitli olmayan otodan ehliyet nüfus cüzdanı araç vizesine ilişin belge ve ceketi çalarak uzaklaştığı belirtilerek dolandırıcılık ve hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada;
1-Hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığın katılana ait otodan sözkonusu belgeler ve ceketi çaldığı anlaşıldığından eyleminin bu kısmının hırsızlık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükme yönelik incelemede:
Sanığın katılanı sahte isim ve meslek belirtmek suretiyle hileli sözlerle kandırarak 330 TL ve yemek parası kadar haksız menfaat sağladığı anlaşıldığından eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı madde ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakların saklı tutulmasına 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.