YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21244
KARAR NO : 2014/6033
KARAR TARİHİ : 01.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Somut olayda; sanıklardan … adına kayıtlı olan ve katılan … şirketi tarafından sigortalanan 35 SK 093 plaka sayılı aracın, 06/03/2007 tarihinde tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, kazanın trafik ekibine bildirilmesi üzerine görevli trafik ekibinin olay yerine geldiği, ancak olay yerinde sürücünün bulunmadığı, daha sonra sanık …’ın gelerek görevli memurlara kazayı yapanın kendisi olduğunu beyan ettiği, zararın tazmini için katılan şirkete yapılan müracaata eklenen …Tıp Merkezine ait raporda trafik kazasından bahsedilmediği ve hastanın göğüs ağrısı, nefes darlığı, bulantı ve göğüste sıkışma şikayetiyle geldiğinin belirtildiği, ayrıca kaza anı ile hastaneye müracaat zamanının uyum sağlamadığı, dolayısıyla sanıkların aracı başka bir kimse kullanmasına rağmen, sigorta tazminatı alabilmek için eylemi gerçekleştirdikleri iddia edilmiş ise de; sanıklardan …’ın diğer sanık … Sarıkaya’nın yanında müdür olarak çalıştığı,… plakalı aracın ruhsat sahibinin … olup … Sigorta A.Ş. Tarafından kasko sigortası yapıldığı, sanık …’ın… plakalı araçla tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası yaptığı ve kaza sonrası aracı olay yerinde bırakarak kaza mahalline 1-2 km mesafede bulunan …Tıp Merkezine gittiği, buradan alınan hizmet detay belgesinde kayıt zamanı olan 06/03/2007 saat 03:15 nin gösterildiği hastaya serum uygulandığı, bu hastadan önce bir diğer hastanın ise saat 01.51 de hastanelerine geldiği ve bu durumda … isimli hastanın saat 00:30 da kurumlarına müracaat etmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, sanık …’ın tedavi gördüken sonra kaza mahalline dönerek gelen trafik ekibine kazayı anlatıp tutanak tutturduğu, daha sonra hastaneden aldığı belge trafik kaza tespit tutanağını araç maliki patronu sanık …’a kaskodan hasar tazmini için verdiği ancak o arada sanık …’ın hastaneden verilen belgede hasteneye giriş çıkış saatlerinin yanlış olduğunu fark edince aynı hastaneye yeniden müracaatla bilgisayar kayıtlarına göre giriş çıkış saatlerinin düzeltildiği ve bu şekilde kaskoya müracaat yapıldığı, sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanıklar hakkında atılı suçtan mahkemece verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 01/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.