YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21416
KARAR NO : 2013/4972
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılan’ın, … plaka sayılı aracını geçici olarak …’a teslim ederek şehir dışına çıktığı, aracın dışarda park edilmesinden sonra sanık … ve temyiz dışı arkadaşı Ahmet’in birlikte alkol aldıktan sonra katılanın aracına saldırarak camlarını kırdıkları, kaportasını çizdikleri, bu şekilde aracın bir çok yerine zarar verdikleri, sanık … ve arkadaşının suçu kabul ettikleri, olayın polise ihbarından sonra sanıkların kullandıkları aracın peşine düşüldüğü, yapılan ikazlara rağmen alkollü olan sanıkların durmayarak alkolün ve aşırı hızın da etkisiyle kaza yapıp yaralandıkları, aracın yanına giden ve ekipleri çağıran müşteki polis memuruna karşı, araçta yolcu olarak bulunan sanık …’nın, “yaptığınız polisliği sinkaf edeyim” diyerek alenen kamu görevlisine görevi nedeniyle hakarette bulunduğu, olayın tutanak altına alındığı ve iddiaların tanık Yılmaz tarafından doğrulandığı, böylece sanık …’ın, katılana karşı, aracına kasten zarar vermek suretiyle mala zarar verme suçunu, sanık …’nın da müşteki polis memuruna sinkaflı sözler söyleyerek, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçların sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Hapis cezası ile adli para cezası yaptırımlarının seçenek olarak düzenlendiği TCK’nın 125/1,3-a maddesinde düzenlenen kamu görevlisine karşı hakaret suçu nedeniyle, hapis cezası tercih edilerek uygulama yapıldıktan sonra, aynı Kanun’un 50/2. maddesi gereğince belirlenen hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.