YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21500
KARAR NO : 2013/19678
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’ın, adına kayıtlı bulunan … plakalı kamyonetini satmak için gazeteye ilan verdiği, ilanı gören sanık …’in katılanı telefon ile arayarak kendisini … Çağlı olarak tanıttığı ve aracı satın almak istediğini söylediği, aracı …’a getirmesini, yol masrafını kendisinin vereceğini belirttiği, bunun üzerine katılanın aracını alarak …’a geldiği, sanık …’un katılanı karşılayarak sanık …’nin evine götürdüğü, diğer sanık …’ın da bu eve geldiği, sanıklar … ve …’ın araç için katılan ile pazarlık yaptıkları ve aracı 26.000 TL’ye satın alma konusunda anlaştıkları, sonrasında satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere … 2. Noterliği’ne gittikleri, sanık …’ın aracın satış bedelini ayarlama bahanesiyle noterden ayrıldığı, katılanın paranın geleceğine itimat ederek 24/01/2007
tarih ve 1471 yevmiye nolu vekaletname ile suça konu aracın satış yetkisini sanık …’ye vermesinden sonra, sanıklar Menduh ve …’ın, sanık …’ın aşağıda beklediğini söyleyerek katılanı tekrar …’nin evine götürdükleri, sanık …’ın parayı ayarlayamadığını, alacağı olduğu şahsın başka bir yere gittiğini söylediği sırada, kendisini kasap olarak tanıtan ve satın aldığı et karşılığında sanıklara 35.000 TL borcu olduğunu söyleyen sanık …’in de katılan ile diğer sanıkların yanına geldiği, kendisinin de başkasından alacağı olduğunu, alacağını alır almaz sanıkların borcunu ödeyeceğini söyleyerek katılanda güven telkin ettiği, sanık …’nin katılana 700 TL yol masrafı ödediği ve araç bedeli karşılığında 26.000 TL bedelli senet düzenleyerek katılana verdiği, aynı zamanda aralarında satış protokolü yaptıkları, sanıkların güven sağlamaya yönelik hileli hareketleri sonucunda, katılanın sanıklara inanarak aracın ruhsat ve anahtarlarını sanık …’a teslim ettiği ve parasını ertesi gün alacağı düşüncesiyle Tokat’a döndüğü, sanık …’ın, aracı hemen ertesi gün Ankara’ya götürerek, satış yetkisi içeren vekaletnameye istinaden birlikte benzer nitelikte suçlar işlediklerinden bahisle haklarında açılmış davalar bulunan sanık …’a aracın devrini gerçekleştirdiği ve aracın plakasının hemen aynı gün değiştirilerek … olarak tescil edildiği, sanık …’ın, aracı Ankara …’de bulunan ikinci el açık oto pazarında diğer sanık … ile birlikte satılığa çıkardığı, yaptıkları pazarlık sonucu aracı 21.000 TL bedelle tanık …’e 28/01/2007 tarihinde sattıkları ve paranın sanık …’in posta çeki hesabına havale edilmesinden sonra aracı, …’in yeğenleri olan …ve … adına noterden devrettikleri, sanıkların başlangıçtan itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek hileli davranışlarla katılanı aldatmak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri anlaşıldığından; sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas sabıkaları bulunan sanıklar …, …, … ve … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri ve sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.