Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21647 E. 2013/19601 K. 10.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21647
KARAR NO : 2013/19601
KARAR TARİHİ : 10.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanların Yöre Tekstil Şirketinin yetkilisi olup, Amerikalı FUBU tekstil ve ayakkabı markasını Türkiye de satmak amacıyla girişimde bulundukları, FUBU markasının şirketi ile daha önceden ticari ilişki nedeniyle görüşmüş olan ve şirketi tanıyan sanığın kendileri adlarına Amerika’ya giderek burada görüşmeler yapması konusunda anlaştıkları, sanığa vekalet verdikleri, sanığın Amerika’ya giderek gerekli görüşmeyi yaptığı, Yöre Tekstil adına sözleşme imzaladığı, sanığın Çin’e gitmesi içinde anlaşma yaptıkları, sanığın Çin’e gittiği ve burada firmanın ayakkabı üretimine başlamadan önce 50000 $ istendiğini katılanlara bildirdiği ve sanığın bildirdiği hesaba 50000 $ yatırıldığı, sanığın Türkiye’ye döndüğü ancak ayakkabıların gelmemesi üzerine firmanın yaptığı incelemede Çin’deki firmaya para yatırılmak üzere açılan hesabın daha sonra iptal edildiğinin ve sanığın parayı kendi hesabına aktardığının belirlendiği ayrıca Amerika da imzalanan sözleşme aslını sanığın katılanlara vermediği sahte bir sözleşme düzenleyerek 25000 $ dolar fiyat farkı olan sahte sözleşmeyi katılanlara verdiği, bu şekilde, sanığın dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 168.maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olanağı bulunan dolandırıcılık suçundan tayin olunan hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 51/2 maddesi uyarınca katılanın zararını karşılaması koşulu ile ertelenemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hükmedilen adli para cezasının, paraya çevrilmesi sırasında uygulanan TCK 52/2 maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili bölümüne, “bir günü” ibaresinden önce gelmek üzere “bu cezanın 5237 sayılı TCK’ nın 52/2 maddesi gereğince ” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.