Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21681 E. 2014/13599 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21681
KARAR NO : 2014/13599
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçiyi telefon ile arayarak teyzesinin çiftliğinin bulunduğu yerde çöküntü olduğuna ve altında gömü altın bulduğuna dair yalan söylediği, bu duruma inanan şikayetçi ile …lçesinde görüşüp sözde altınları para karşılığında kendisine vereceğini vaat ederek öncesinde bir adet numune altın gösterip, elinde buna benzer bir çok altın olduğu kanısını uyandırmak suretiyle şikayetçi ile pazarlık yaparak anlaştığı, bulunduğu ilçeye davet ederek burada şikayetçiden sözde altınlar karşılığında 19800 TL parayı aldıktan sonra altınları getirme bahanesiyle olay yerinden ayrılıp şikayetçi ile olan irtibatını kestiği, dolandırıldığını anlayan şikayetçinin ihbarda bulunduğu, bir çok mağdura aynı eylemlerde bulundukları iddiasıyla sanığın
da içerisinde bulunduğu bir çok şüpheliye yönelik teknik takip destekli yürütülen hazırlık soruşturması kapsamında yakalanarak fotoğrafları temin edilen ve şikayetçi tarafından kesin bir şekilde teşhis edilen sanığın, bu şekilde haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçinin aşamalardaki beyanlarına, teşhis tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın bu şekilde gerçekleştirdikleri sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hükümde hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62/1, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 1000 gün adli para cezası karşılığı aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 20000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 62. Maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2 maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.