Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21690 E. 2014/13665 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21690
KARAR NO : 2014/13665
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/316680
MAHKEMESİ : Düzce Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/06/2010
NUMARASI : 2010/54 (E) ve 2010/222 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nun 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa,dolandırıcılıktan bahsedilemez,şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur.Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Katılanın 02.10.2007 tarihinde sanığa ait S. Motorlu Araçlar Ltd. Şti isimli iş yerinden 1 adet motor satın aldığı, katılanın satın alma işlemi için sanığın anlaşmalı olduğu K. Finana A.Ş. şirketinden … numaralı tüketici kredisi kullandığı, sanığın ise olay tarihinde katılanın haberi olmaksızın onun kimlik bilgilerini kullanarak aynı şirketten … ve … numaralı krediler kullandığı, kredi işlemlerinin internet üzerinden yapıldığı ve yazılı sözleşme yapılmadığı, sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda; sanığın suçu işlemediğine yönelik savunması karşısında, maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılması bakımından, mağdur adına kullanıldığı iddia edilen … ve … müşteri numaralı hesaplara ait kredi kullanımına ilişkin evrak ve kayıtların ilgili K. Tüketici Finansmanı A.Ş.’den getirtilerek incelenmesi, kredi taksitlerinin kim tarafından ödendiğinin tespit edilerek makbuz ya da dekont mevcut ise imza incelemesi yapılıp sanığa ait olup olmadığı hususunun araştırılması, K. Tüketici Finansmanı A.Ş. tarafından olaya konu ödenmeyen kredi sözleşmeleri borcu nedeni ile mağdur aleyhine icra takibi yapılıp yapılmadığı sorularak yapılmış ise icra takip dosyalarının getirtilerek denetime imkan verecek şekilde incelenmesi, son olarak sanığın yetkilisi olduğu şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılıp katılana kredi sözleşmesine konu olacak şekilde motor satışı yapılıp yapılmadığı hususunun tespitinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.