Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21739 E. 2013/1596 K. 30.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21739
KARAR NO : 2013/1596
KARAR TARİHİ : 30.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret, Kasten Yaralama
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Sanıklar ile müştekinin komşu oldukları, olay tarihinde aralarında duvar örme meselesinden dolayı tartışma yaşandığı, tartışma esnasında sanıkların müştekiye hitaben sinkaflı küfürde bulunmak suretiyle hakarette bulundukları,müştekiye ait bahçede bulunan çiçekleri ezmek,ağaçları kırmak suretiyle zarar verdikleri ve sanık …’in müştekiye yumruk atmak suretiyle yaraladığının iddia edildiği somut olayda; sanıkların aşamadaki savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, olayın tek görgü tanığı olan …’un müştekinin birlikte yaşadığı arkadaşı olduğu, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisi raporunda sanıklar ve müştekiye ait evlerin 2468 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğu, kat maliklerinin taşınmaz üzerinde arsa payları olduğundan arsa üzerinde müşterek kullanımlarının olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda ağaç ve çiçeklerin zarar gördüğüne dair bir tespitin yapılmamış olduğu, müştekinin olay tarihinden yaklaşık 10 gün sonra şikayette bulunduğu ve kendisinde herhangi bir darp cebir izinin bulunmadığını adli raporunun alınmasının gereksiz olduğunu beyan ettiği, anlaşılmakla mala zarar verme, hakaret, kasten yaralama suçlarının sübut bulmadığına yönelik mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.