Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2174 E. 2013/20589 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2174
KARAR NO : 2013/20589
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
… Pazarlama Medikal Tıbbi Cihaz ve Temizlik Maddeleri Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi’nde ön muhasebe elemanı olarak çalışan sanığın, kendisine İzmir 14. Noterliğinin 07/12/2005 günlü vekaletnamesiyle verilen para çekme yetkisine dayanarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, şirket aracılığıyla çalışanlarına dağıtılmak üzere gönderilen 15.100 TL tasarruf teşvik fonu parasının, şirketin, İzmir Ziraat Bankası Şubesi’ndeki …,…,… nolu hesaplarından 26/06/2006 tarihinde sanık tarafından çekilip şirket yetkililerine verilmeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğinin iddia edildiği olayda;
1-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın, söz konusu paraları şirkete ödediğini belirtmesi ve 27/06/2006 tarihinde katılan şirkete eksiksiz olarak ödeme yaptığına dair fotokopi bir belge sunması, ayrıca katılan …’ın da, parasını 29/06/2009 tarihinde, sanıktan aldığına dair bir belge imzalaması, bu fotokopi belgenin de temyiz dilekçesine sanık tarafından eklenmesi, bu belge asıllarının da İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya içinde bulunduğunun belirtilmesi karşısında, ilgili mahkemenin 2008/138 esas sayılı dava dosyasının getirtilmesi, onaylı suretinin dosya içine konulması, davalar arasında irtibat bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, irtibat bulunuyor ise birleştirme hususunun

eğerlendirilmesi, katılan şirkete ait nema ödemelerinin yapılmasına dair kayıtların bankadan ve ilgili kurumdan getirtilmesi, ilgili şirkete ve bankaya yazı yazılarak, belirtilen dönemde kaç kişi adına nema parası yatırıldığının sorulması, şirkette çalıştığı belirtilen bu kişilerin bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerinin alınarak, kendilerine sanık veya şirket tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte yapıldığının sorulması, sanık tarafından, temyiz dilekçesine ekli gönderilen ve paranın sanık tarafından şirkete ödendiğini gösteren belgenin ve katılan …’e ait imzalı dilekçenin, gerçekte ilgili şirket veya şirkete ait olup olmadığının araştırılması, sanık tarafından ödendiği belirtilen paranın, şirket hesaplarına geçip geçmediğini belirlemek için, bu döneme ilişkin muhasebe ve bilgisayar kayıtlarının getirtilmesi, ayrıca, sanık ilk ifadesinde, paranın bir kısmını elden, bir kısmını banka aracılığıyla nema sahiplerine gönderdiğini belirtmesine rağmen, müdafii tarafından dosyaya sunulan dilekçede, paranın şirkete eksiksiz verildiğinin belirtildiği dikkate alınarak, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla sanığın yeniden ifadesinin alınması ve varsa elinde ödemeye ilişkin makbuz, dekont ve diğer belgelerin alınması, yine nema sahiplerinin varsa elindeki bilgi ve belgelerin istenmesi, bütün delillerin toplanmasından sonra, dosyanın bilirkişi kuruluna tevdiinin sağlanarak, sanığın parayı bankadan çekmesinden sonra, katılan şirket veya nema sahiplerinin hesaplarına aktarıp aktarmadığı veya bu kişilere elden verip vermediği, dosyaya sunulan belgelere göre, şirket yetkililerine gerçekte bir ödeme yapılıp yapılmadığının kesin olarak belirlenmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, bir suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal edilmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, somut olayda, sanığın müşteki şirket için yatırılan paraları 26/06/2006 tarihinde bankadan çekerek şirkete intikal ettirmediği dikkate alınarak, müşteki şirkete karşı değişik zamanlarda haksız menfaat temin edilmesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden cezasının TCK’nın 43. maddesi gereğince arttırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.