YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21937
KARAR NO : 2013/19846
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’ın, beraat eden ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanık …’den satın aldığı küçükbaş hayvanlara karşılık 28.09.2007 tanzim ve 02.04.2008 ödeme tarihli 17.900 TL bedelli bono verdiği, tanık …ile katılan …’in de bu bonoyu kefil olarak imzaladıkları, sanık …’ın borcunu ödememesi üzerine, beraat eden sanık …’in senedi icra takibine koyduğu, katılan …’ya tebliğ edilen ödeme emrinde senede ilişkin asıl alacak miktarının 17.900 TL olarak yazılı olduğu, ekspertiz raporuna göre senetteki “1” rakamı ile “on” kelimesinin sonradan eklendiği ve bu eklemelerin sanık …’ın eli ürünü olduğu, sanıkların bu şekilde senede kefil olan Mustafa’ya karşı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
1-Sanık …’ın savunmasında, senedi 7.900 TL bedelli olarak düzenleyip imzaladığını, kefil olan katılan …’nın da senedi 7.900 TL bedelliyken imzaladığını, senedin icra takibi yapılmadan önce beraat eden sanık … tarafından kendisine gösterildiğinde bedelin 17.900 TL haline getirildiğini, ancak gerçekten de beraat eden sanık …’e 17.900 TL borcu olduğunu, bu nedenle senet üzerindeki değişiklikleri kendisinin yaptığına dair yazıyı imzalayıp verdiğini beyan etmesi ve ekspertiz raporuna göre de senede sonradan yapılan eklemelerin sanık …’ın eli ürünü olduğunun belirtilmesi karşısında; sanığın, borçlu olarak düzenlediği senet bedelini sonradan yükseltip kendi borcunu da artırmak suretiyle sahtecilik yapmasında hukuki bir menfaatinin bulunmadığı gibi aleyhine sonuç vereceği, bu nedenle suç işleme kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Senetteki tüm imzaların ilgilerine ait olması, sanık …’ın da beraat eden sanığa 17.900 TL borcu olduğunu kabul etmesi; ayrıca sanık …’ın başlangıçtan beri senetteki borç miktarını yükselttikten sonra borcunu ödemeyerek asıl borçlu ve kefillere yönelik aynı anda icra takibine başlanılması, senedi icraya koyan sanık … hakkında beraat kararı verilmesi ve icra takibinin katılan … ile birlikte sanık …’a yönelik yapılması katılandan tahsil edilse bile senedin asıl borçlusu olan sanık …’a her zaman rücu edilebilme imkanı olması karşısında; sanığın, katılan …’ya yönelik dolandırıcılık suçunu ne şekilde işlediği karar yerinde tartışılmadan dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.