Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2195 E. 2013/20676 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2195
KARAR NO : 2013/20676
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Mağdur … O, oğlunun … isimli şahıstan almış olduğu 100 TL borcunu iade etmek üzere …’nin işyerine gitmekte olduğu sırada, sanığın, yanına yaklaştığı ve isminin Adem olduğunu söyleyerek konuşmaya çalıştığı, mağdurun sanığa kendisini tanımadığını söylediği, sanığın mağduru tanıdığını söyleyerek nereye gittiğini sorduğu, mağdurun, oğlunun … isimli kişiden aldığı borç parayı ödemeye gittiğini söylemesi üzerine, sanığın, …’nin dükkanın bugün kapalı olduğunu, parayı kendisine vermesi halinde …’ye ulaştıracağını mağdura söylediği, buna inanan mağdurun, 100 TL parayı sanığa verdiği; ayrıca sanığın, mağdurdan 100 TL daha isteyerek daha sonra …’den alırsın
şeklinde söylediği, mağdurun ikinci kez 100 TL parayı sanığa verdiği, sanığın paraları alarak olay yerinden ayrılmasından sonra mağdurun yaptığı araştırma sonucunda, …’nin Adem isminde bir yakınının bulunmadığını anladığı, bu şekilde sanığın, hileli hareketlerle katılanı kandırmak suretiyle parasını alarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda; oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, teşhis tutanağına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın katılana yönelik gerçekleştirdiği sabit olan eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, 1 yıl süreli olmak üzere denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkralarının tekerrürle ilgili kısmında yer alan “1 yıl süre ile” ibaresinin hüküm fıkralarından çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.