YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2209
KARAR NO : 2013/20642
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik (değişen suç vasfına göre özel belgede sahtecilik)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme
girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Kimlikleri tespit edilemediğinden haklarında tefrik kararı verilerek soruşturmaları ayrı yürütülen iki kişinin, sanık …’dan cep telefonu satın alma karşılığında Garanti Bankası Siteler Şubesine ait olan, katılan …’nun keşidecisi olarak gözüktüğü boş çek yaprağını sanık …’a verdikleri, sanık …’ın, söz konusu çekin keşideci kısmını imzalayıp, diğer boş kısımlarını da doldurmak suretiyle 33000 TL bedelli olarak düzenledikten sonra, diğer sanık …’a ciro ettirerek banka şubesine götürüp, tahsil amacıyla ibraz ettiğinde, banka görevlisi tarafından yapılan araştırma neticesinde sahte olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde sanıkların, resmi belgede sahtecilik ve banka aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin yaptığı temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 12.11.2009 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı sanık müdafiinin, 13.11.2009 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazı üzerine, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği red kararı ile verilen hükümlerin kesinleştiği anlaşıldığından, sanık
müdafiinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. Maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Sanığın, kimliği tespit edilemeyen iki şahıstan aldığını savunduğu ve yargılama konusu olan Garanti Bankası Siteler Şubesine ait, katılan …’nun keşideci olarak gözüktüğü, 01/10/2009 keşide tarihli, 33.000 TL bedelli olan çeki, çek hesabının bulunduğu banka şubesine giderek, banka görevlisine çekin sağlamlığını kontrol etmesini istediği, banka görevlisinin kendisine verilen söz konusu çek ile ilgili olarak çek hesabı sahibini aramak suretiyle yaptığı araştıma sonucunda; çekin fotokopi ve sahte olduğunu anlaması üzerine; sanığın yakalandığının anlaşılması karşısında; çekin bankaya verilmesi ile sanığın işlemeyi amaçladığı dolandırıcılık suçunun icra hareketlerine başladığı, banka görevlisinin yaptığı araştırma neticesinde çekin sahte olduğunu anlaması nedeniyle icra hareketlerinin yarıda kaldığı, bu nedenle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında, Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Suça konu çek aslının ele geçirilememesi nedeniyle çek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığının belirlenememesi ve fotokopiden ibaret olan belgenin hukuki sonuç doğurmadığının anlaşılması karşısında; sanığın unsurları oluşmayan sahtecilik suçundan dolayı beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.