YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22204
KARAR NO : 2014/13512
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/244554
MAHKEMESİ : Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/02/2010
NUMARASI : 2006/410 (E) ve 2010/128 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın oturduğu evin sahibi olan Z. K.ile 2 yıllığına kira sözleşmesi yaptığı, daha sonra oturduğu eve kiralık ilanı asıp kendisine müracaat eden ve evi kiralamak isteyen şikâyetçiye ev sahibinin yetki verdiğini ve emlakçı olduğunu söyleyerek yıllık 3000 Euro kira parası ve yine teminat olarak açık senet aldığı, ev sahibinin anne ve babası olan tanıklar Cuma ve Saniye’nin şikâyetçinin yanına giderek sanığa ev kiralama yetkisi vermediklerini ve söz konusu evi boşaltmasını söyledikleri, şikâyetçinin sanığa vermiş olduğu kira parasını ve teminat senedinin iadesini istediği, sanığın senedi iade etmediği gibi icra takibine koyduğu iddia edilen olayda;
1-Sanığın ev sahibinin izni dahilinde evi kiraladığını 01/03/2006 tarihli şikayetçi C. K. ile yapılan kira sözleşmesinin eski olduğunu iptal edilip şikayetçinin babası Nurettin ile şifai olarak sözleşme yaptıklarını beyan ederek ve 07/08/2006 tarihli Z. K. tarafından kendisine verilen belge fotokopisini ibraz etmesi, N.. A..’ın 16/05/2006 tarihli Kayseri 6. Noterliğinden tahliye taahhütnamesi çıkarttığının anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için ev sahibi olan Z. K.’ın tanık sıfatıyla beyanı alınarak sanığa evi kiralaması hususunda sözlü veya yazılı yetki verip vermediği, 07/08/2006 tarihli belgedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a) Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
b) Sanık hakkında verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesi sırasında uygulama kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan kanunun 326/son maddesi uyarınca tayin olunan ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.