YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22239
KARAR NO : 2013/2749
KARAR TARİHİ : 14.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, nüfus cüzdanında sahtecilik – sahte nüfus cüzdanı kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Cumhuriyet Savcısının 19/02/2010, katılan vekilinin ise 03/05/2010 havale tarihli dilekçeleri ile vaki temyizlerinin sanık hakkında “sahtecilik” suçundan verilen “beraat” kararına yönelik olduğu tespit ve kabul olunarak yapılan incelemede;
Katılan kurumun Muhasebe Uzmanlığının soruşturma aşamasındaki 21/03/2006 tarihli cevabı yazı içeriği ile gönderilen “ödenmeyen faturalar çizelgesinden”, telefon hattının Mayıs 2005’ten Şubat 2006 tarihine kadar kullanılması nedeniyle 133 TL. borç biriktiği belirlenmekle; gerekçeli karar başlığında, “09/05/2005” hükmün gerekçe kısmında ise “09/05/2006” şeklinde yanlış ve eksik yazılıp, kabul edilen suç tarihlerinin “sahtecilik” suçu açısından “telefon abonman sözleşmesinin” düzenlenmesi sırasında sahte nüfus cüzdanının kullanılması nedeniyle “12/05/2005”; “dolandırıcılık” suçu açısından ise, iddianamedeki sınırlandırma da dikkate alınarak, tahakkuk ettirilen son faturanın ödeme tarihi olan “24/03/2006” şeklinde mahkemesince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
I)”Dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın, sahte nüfus cüzdanı ile katılan şirkete müracaat edip Erhan Sağman kimlik bilgileriyle sabit telefon aboneliği imzalayıp, tesis edilen hattı kullanmak, tahakkuk eden fatura bedellerini ödememek suretiyle haksız yarar sağlamaktan ibaret eyleminde; suç tarihinin, tahakkuk ettirilen son faturanın ödeme tarihi olan (haksız yararın sağlandığı en son tarih) 24/03/2006 günü olduğu nazara alınarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 158/1-e, 43. maddelerinin tatbiki gerekirken, suç tarihi 765 sayılı TCK’nun yürürlükte olduğu 09/05/2005 tarihi olarak kabul edilip, 765 ve 5237 sayılı TCK’larının ilgili hükümlerinin karşılaştırılması suretiyle, 765 sayılı TCK lehe kabul edilerek, yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakların saklı tutulmasına,
II) Suç tarihi nazara alındığında “değişen suç vasfına göre nüfus cüzdanında sahtecilik – sahte nüfus cüzdanı kullanma” suçundan sanık hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen Cumhuriyet Savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
09/05/2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,14/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.