Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22263 E. 2014/13607 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22263
KARAR NO : 2014/13607
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/327206
MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/04/2010
NUMARASI : 2008/450 (E) ve 2010/321 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılana, kendisini Ayşe isminde tanıtarak arkadaş olan ve bir süre katılan ile görüşen sanığın, en başından beri evlenme niyeti taşımamasına rağmen, evlenme vaadinde bulunup bu duruma inanan katılandan 300 TL ile 500 Euro para ve bir adet altın yüzük almak suretiyle haksız menfaat temin ettiği; ve ayrıca arabayla bir yere gittikleri sırada cebinden zorla parasını aldığının iddia edildiği; ancak söz konusu eylemin gerçekleşmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçesiyle eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
1-Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, dolandırıcılık suçunu oluşturabilecek nitelikte hileli hareketler sergileyerek haksız menfaat temin ettiğine dair ve savunmasının aksini gösteren somut ve kesin bir delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
2- Kabule göre de;
a-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
b-5237 sayılı TCK’nın 53/4.maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1 maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c-5237 sayılı TCK’nın 51.maddesinde öngörülen şartları taşıması nedeniyle cezası ertelenen ve hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenen sanık hakkında, anılan maddeye göre hüküm kurulurken; ”hükümlünün denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, denetim süresinde, yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılacağının” ihtarına denilmesi yerine, kanun maddesi düzenlemesine aykırı olacak ve infazı kısıtlayacak şekilde ”hükümlünün denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi ve iyi halli geçirmemesi halinde verilen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine, denetim süresini iyi halli ve yükümlülüklere uygun olarak geçirdiği takdirde cezasının infaz edilmiş sayılacağının ihtarına (ihtar yapılamadı)” şeklinde denilmek suretiyle kanuna aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.