YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22354
KARAR NO : 2013/21058
KARAR TARİHİ : 26.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mahkumiyet
HÜKÜM : Dolandırıcılık, 6136 sayılı Kanun’a mühalefet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmî nitelikte bir … olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle
ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı… başsavcısına,… kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında başsavcının, kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanıklardan …’ın Büyükkabaca Belde Belediyesi Yazı İşleri Müdürü olduğu, katılanlara Cezaevi Bölük Komutanlığı’nda uzman çavuş olarak görev yapan …’u jitemci yüzbaşı olarak tanıtmasına müteakip tarihi eser kazısı yapmak ve define bulmak vaadiyle; devletten izin alarak ve Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde; aralarında …, … ve … Komutanları ile Senirkent İlçe Jandarma Komutanı’nın da bulunduğu yüksek rütbeli askerlerin de katılacakları yasal bir kazı yapılacağını, yapılacak kazı sonucunda elde edilecek gelirlerden kazıya katılmaları halinde kendilerine de pay verileceğini, ancak bu süreçte izin alma, kazı yaptırma, yüksek rütbeli askerlerin konaklama masrafları ve benzeri masraflar için paraya ihtiyaç olduğundan bahisle; sanıkların katılanlar Bayram Kılıç ve …’dan, müştekiler … ve …’ten farlı zamanlarda para aldıkları, yine sanık …’un müşteki …’tan bir kez yaklaşık olarak 2,250 TL para aldığı, söz konusu paralardan Metin Tekin Tuncay tarafından gönderilen kısımların, PTT kanalı ile doğrudan sanık …’ın adına değil, sanık …’a verilmek üzere, tanık olarak beyanları alınan … ve …’ın ad ve hesaplarına gönderildiği, bilahare sanık …’ya tevdi edildiği, sanıkların aralarındaki iletişimin kayda alındığı, konuşmalarda adı geçen sanık …’ın evinde yapılan aramada 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilen bir adet silah ve 109 adet merminin ele geçirildiği somut olayda;
A-Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına karşı, O yer Cumhuriyet Savcısı, katılanlar vekili, sanık … Konum müdafii ve sanık …’ın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarının TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi nedeniyle, aynı Kanun’un 53/4. maddedeki düzenlemeye aykırı olarak 53/1. maddesinin uygulanması gerektiğine ve yine kamu kurumu olan PTT’nin sadece ödeme aracı olarak kullanılması karşısında eylemin TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamına girdiği yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
1-Sanıkların ismen söylemeseler bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi ve ünvanını söyleyerek, kamu görevlilerin tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptırabileceğini söyleyerek mağdurlardan haksız menfaat temin ettiklerinin anlaşılması karşısında, eylemin TCK 158/2. maddede düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
2-Mağdur sayısınca suç oluştuğu ve her bir mağdur bakımından değişik zamanlarda aynı suç işleme kararının icrası kapsamında haksız menfaat temin edilmesi nedeniyle mağdurlar bakımından ayrıca ve ayrı ayrı TCK 43/1. maddenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, eylemin tek suç kabulü ile tayin edilen cezanın TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırılması suretiyle eksik ceza tayini,
3-Hükmedilen 1 yıl 15 gün hapis cezası, 5237 sayılı TCK’nın 51/1. maddesine göre ertelenirken, aynı Kanun’un 51/3. maddesinde yer alan deneme süresinin hükmedilen ceza süresinden az olamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili, sanık … Konum müdafii ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.