YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22464
KARAR NO : 2013/19728
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1) Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın Madde 124 de,
“(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık …’ın kendisini yüksek ziraat mühendisi ve kekik tüccarı olarak tanıtıp, …Kasabasında kekik üreticiliği yapan katılanların aynı kasabada kahvehane işleten diğer sanık … Barcın’ı tanımalarından da faydalanıp onun yardımlarıyla katılanlara bir miktar peşin ödeme yapıp kalan miktar için bono düzenleyip verdiği, bonolarda sanığın “Tarım ve orman ürünleri ticareti-…-Ziraat Yük.Müh.-…Sok No:… …İzmir” ibareleri bulunan kaşeyi de kullanarak inandırıcılığını pekiştirdiği, müstahsillerden kekiklerini alıp ayrılan sanığın bonoları ödememesi üzerine katılanlar sanığı araştırdıklarında verdiği adresin boş arsa olduğunu anlayarak sanıktan şikayetçi oldukları olayda, sanığın ibraz ettiği evrak arasında bulunan Maliye yoklama fişi, kira sözleşmesi, vergi levhası, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği kayıt belgesi vb belgelerden sanığın “Ege Tarım ve Orman Ürünleri” unvanlı işyerinde tarım ve orman ürünleri ticareti ile iştigal ettiğinin belirlenmesi karşısında, mahkemece sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki temel adli para cezasının “5 gün”, TCK’nın 62.maddesi gereğince indirim yapılan kısımlardaki miktarın “4 gün”, netice adli para cezalarının ise “80,00 TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanık … Barcın hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Katılan müstahsillerin soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında istikrarlı bir şekilde sanık …’in diğer sanık ile işbirliği içerisinde hareket ettiğini, kendilerinin arada sanık …’in bulunması nedeniyle kekiklerini hiç tanımadıkları sanık …’e senet karşılığı verdiklerini belirtmeleri karşısında, sanık …’in eylemleri itibarı ile mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.