YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22482
KARAR NO : 2013/3020
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme,görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kendisine müdafii atandığından haberi olmayan Sanık …’in yokluğunda verilen kararın kendisine tebliğ edilmediği,
Sanık …’in yakalama kararı üzerine çıkarıldığı Bursa 2.Çocuk Mahkemesinde beyan ettiği adresine tebligat yapılmadan, mahkumiyet hükmünün bilinen en son adresine Tebligat Kanununun 35.maddesine göre usulsüz olarak tebliğ edildiği,
Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmü, aynı konutta oturan kız kardeşi …imzasına 08.05.2009 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, nüfus kayıt örneğine göre Suzan Özmen’in tebligat tarihinde 15 yaşından küçük olup reşit olmadığı,
Sanık …’ın ise UYAP kayıtlarına göre 15.07.2008 tarihinden itibaren başka suçtan aynı yargı çevresi içerisinde …, E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmasına rağmen, sanığın karar duruşmasına getirilmediği gibi, savunmasında beyan ettiği adresine 11.07.2009 tarihinde Tebligat Kanununun 35.maddesine göre usulsüz olarak tebliğ edildiği anlaşılmakla sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz istemlerinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğuna karar verilerek, sanık … hakkındaki temyiz isteminin reddine dair 13.08.2012 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle yapılan temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle
getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; Erzurum E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü ve tutuklu olarak bulunan sanıkların, aynı koğuşta kalan…ü dövmeye başladıkları, …’ün durumu infaz koruma memurlarına bildirdiği, baş müdür olarak görev yapan şikayetçiyle birlikte diğer infaz koruma memurlarının koğuşa girdiklerinde …,’ı yaralanmış bir vaziyette gördükleri , sanıkların, …ın tedavisinin yapılmasına karşı çıktıkları için koğuştan çıkmasına izin vermedikleri, infaz koruma memurlarının güçlükle …ı dışarıya çıkarabildikleri, bunun üzerine sanıkların koğuşta bulunan tüm yatak, yorgan ve dolapları yere atıp zarar verdikleri ayrıca koğuşta bulunan eşyaları ve bardakları yerlere ve infaz koruma memurlarına attıkları, görevlerini engellemek için tehdit içeren sözler söyledikleri sabit olmakla kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Yargılama sırasında aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan ve savunmasının alındığı celsede duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmayan sanık …’ın, duruşmalara katılımı sağlanmadan yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmek suretiyle 5271 Sayılı …nın 196.maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında açıkça belirlendiği gibi temel cezanın belirlenmesinde hakim somut olayda 5237 sayılı TCK’nın 61/1.maddesini gözönünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirlerken, aynı yasanın 3/1.maddesi uyarınca hüküm ile işlenen fiil arasında “orantı” bulunmasını gözetmek durumundadır. Hakimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin yasal ve yeterli olması denetime izin verecek şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde kullanılan gerekçenin 5237 sayılı TCK’nın 61.maddesi anlamında yasal ve buna bağlı olarak alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin edilmesi doğru bir uygulama olarak kabul edilebilir ise de, yerinde bulunmayan gerekçe ile fiilin ağırlığıyla orantılı olmayacak şekilde temel cezaların asgari haddin çok üzerinde tayin edilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayini,
3-Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla infaz koruma memuruna karşı direnilerek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’inde fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanıklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK’nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık … hakkındaki hükmün kesinleştirilip infaza verildiği anlaşıldığından infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 19/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.