YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22546
KARAR NO : 2014/13535
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/298590
MAHKEMESİ : Konya 4. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/02/2010
NUMARASI : 2009/907 (E) ve 2010/126 (K)
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Katılanın, sanıktan satın aldığı elektrik malzemeleri karşılığında düzenleyip verdiği 05 Haziran 2008 vadeli, 1.500,00 TL meblağlı senedin bedelini dosya içerisine alınan 08.07.2008 tarihli PTT havalesi ile ödemesine rağmen sanığın bedelsiz kalan senedi icra takibine koyduğu somut olayda;
1-Sanığın, muhasebecisine tahsil edilmeyen evrakları avukata teslim ederek icra takibi yapılması için talimat verdiğini, suça konu senedin de yanlışlıkla takibe konulduğunu, herhangi bir alacağının bulunmadığını, icra takibinden de vazgeçtiklerini söylemesi karşısında sanığın icra takibinden feragat edip etmediği, feragati icra dosyasındaki işlemlerin başlamasından önce mi yoksa sonra mı olduğu belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre de;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 180 tam gün olarak tayin edilmesi;
b)İnceleme sonucuna göre; katılanın maddi bir zararının bulunup bulunmadığı araştırılıp, sabıkasız olan sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.