YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2267
KARAR NO : 2013/20640
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın bir akrabası vasıtasıyla tanıdığı sanığın katılana, Yenimahalle Belediyesi’nde makam şoförü olarak çalıştığını ve kendisini Yenimahalle Belediyesi’nde işe yerleştireceğini söylediği, bunun üzerine buluştukları, sanığın işe yerleştirme karşılığında katılandan para istediği ve katılanın sanığa 290 TL verdiği, daha sonra sanığın katılanı Adliye’ye sabıka kaydı alması için gönderdiği ve daha sonra buluşmak üzere ayrıldıkları ancak katılanın bir daha sanığa ulaşamadığı, böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın üzerine atılı suçu mahkemede alınan savunmasında ikrar etmesi, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamından, atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 gün ve 1431-18 ile 12.02.2013 gün ve 1438-53 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, her ne kadar kararda birden fazla hüküm tekerrüre esas olarak gösterilmiş ise de, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği anlaşıldığından ve mahkemenin sanık hakkında mahkumiyet kararı verirken dayandığı gerekçeler üst hadden cezalandırılması için yeterli görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.