Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2273 E. 2013/21033 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2273
KARAR NO : 2013/21033
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
17.06.2008 tarihli duruşmada katılma talebinde bulunan şikayetçi vekilinin, 5271 sayılı CMK’nın 238/3.maddesi gereğince sanık, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısına görüşü sorulmadan katılan olarak duruşmalara kabulüne karar verilmiş ise de duruşmada hazır bulunanların bu hususta herhangi bir itirazının bulunmaması nedeniyle, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın çalıştığı … Sigorta A.Ş isimli şirketin faaliyetine son verilmesi üzerine acentesini kapatıp katılanın acentesine müşteri portföyünü getirdiği, tahsil ettiği sigorta pirimlerini, acenteye ya da acentenin bağlı olduğu Yapı Kredi Sigorta A.Ş’ye vermeyerek mal edindiği, bu durumun ortaya çıkması üzerine katılana 80.000,00 TL bedelinde bono verdiğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın, katılanın işyerini kapatmaya karar vermesi üzerine kendisinden doğmuş olsun olmasın tüm pirim borçlarını istediğini, müşterilerinin vadesi gelmeyen pirimlerinin bulunması nedeni ile kendisinden teminat isteyen katılana söz konusu bonoyu verdiğine yönelik savunması ve bu savunmasını

destekleyen tanık …’ın beyanları karşısında, katılana ait acentenin muhasebe kayıtları ile tahsilat makbuzlarının incelenerek sanığın tahsil ettiği her bir pirim miktarının gerekirse müşteriler nezdinde araştırılıp söz konusu tahsilatların şirket muhasebesine yansıtılıp yansıtılmadığı belirlenerek sanığın mal edindiği para varsa miktarının tespit edilmesi için alanında uzman bir bilirkişiye dosya tevdi edilip rapor alınması gerekirken denetime elverişli olmayan hangi resmi defterleri incelediğini, bu defterler üzerinde hangi suç unsurlarına rastladığını, sanığın hangi poliçelerin bedelini tahsil edip uhdesinde tuttuğunu izah etmeksizin sanığın beyanına itibar etmediğinden bahsederek sigorta şirketinin talep ettiği miktar ile katılanın yaptığı ödeme miktarına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde kanaat bildiren yetersiz ve eksik bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 300 tam gün olarak tayin edilmesi,
2- Sanık hakkında belirlenen denetim süresinin alt sınırının mahkum olunan ceza süresinden az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 51/3 maddesine muhalefet edilmesi,
3- Sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunlukları ile aynı maddenin 3. fıkrasına göre 1. fıkranın “c” bendindeki alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri içeren haklardan yoksun bırakılamayacağına hükmedilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.