Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2304 E. 2013/17050 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2304
KARAR NO : 2013/17050
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Kangal adliyesi zabıt katibi olan sanığın, sağlık sorunları nedeniyle Gazi Üniversitesi… Hastanesi’ne 16/01/2006 tarihinde “refakatçi ile sevki uygun görülerek” sevkedilmesi, diğer sanık eşi ile Ankara’ya gidip 18/01/2006 tarihinde anılan hastaneye kaydını yaptırıp girişi sonrasında, hastaneden çıkışının vuku bulduğu 10.07.2006 tarihine kadar verilen sair sevk kağıtlarında da “refakatli” ibaresi varolmakla birlikte gerçekte bir refakatçi ile gitmediği halde “refakatçi ile gitmiş gibi” beyanda bulunup işlem yaptırarak toplamda 406 TL refakatçi parasının tahakkukuna ve kendisine ödenmesine neden olması eyleminin “zinrcirleme nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
I) Şikayetçi SGK adına vekilinin, sanık … hakkında “zincirleme nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “beraat” hükmüne yönelen 14/11/2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz itirazının incelenmesinde:
08/04/2008 tarihli “duruşma hazırlığı” tutanağının 8. bendindeki ara karar gereğince şikayetçi SGK’nın 24/04/2008 tarihinde usulünce tebliğ edilen “çağrı” belgesiyle duruşmaya davet edildiği halde vekili veya temsilcisi vasıtasıyla kamu davasını takip etmediği, kovuşturma evresinde davaya katılma iradesinin ortaya konulmadığı bu nedenle “katılan” sıfatının kazanılmadığı, dolayısıyla gıyabi kararın kuruma tebliğe çıkarılmadığı fakat Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 04/10/2011 tarihli yazısı ile “yoklukta verilen gerekçeli kararın anılan kuruma tebliğinin” istendiği, mahkemece bu isteme uyularak gerekçeli kararın 10.11.2011 tarihinde usulünce tebliğini müteakip 14.11.2011 havale tarihli temyiz dilekçesinin sunulduğu dosya kapsamından anlaşılmakla; CMK’nın 237 ve devamı maddeleri uyarınca kamu davasında “katılan sıfatı” kazanmayan SGK adına vekilinin 14.11.2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) “Zincirleme nitelikli dolandırıcılık” suçundan hakkında verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanık …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde:
04/07/2008 tarihli savunmada ileri sürüldüğü üzere yüz felci geçirip Kayseri Devlet Hastanesinde tomografisi çekilen ve beyin tümörü kuşkusu ile Gazi Üniversitesi… Hastanesi’ne 18/01/2006 tarihinde “giriş” yaptıran sanığın 16/01/2006 tarihinde sevk kağıdı içeriğine uygun şekilde eşi … ile Ankara’ya gittikten sonra, ilerleyen zaman içinde “kontrol-tetkik” amaçlı gidişlerinde alınan sevk kağıtlarında “tıbben refakatçi ile gitmesi” uygun görülmüş ve Haziran 2006 tarihine kadar devam eden sonraki sevklerinde refakatçi olarak kayınbiraderi tanık Mustafa’nın yer aldığının savunulması karşısında; dosya kapsamı itibariyle savunmanın aksini kuşkudan arınmış biçimde kanıtlar, mahkumiyetine yeter nitelikte delil bulunmayan ve “refakatçi” ile gitmesi nedeniyle somut olayda “hile” unsuru gerçekleşmeyen sanığın beraatine hükmolunması gereirken yazılı biçimde “mahkumiyetine” karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/11/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.