YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2430
KARAR NO : 2013/15122
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Sanığın katılanlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,… ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın, adı geçen katılanlara yönelik işlediği iddia olunan suç tarihlerinin 2005 yılı Haziran ayı ve sonrası olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Beşiktaş’ta bulunan… Otel’de piyanist olarak çalışan sanığın, çoğunluğu aynı … yerinde çalışan mesai arkadaşları olan katılanlara kendisinin İMKB’de hisse senedi alım satımı yaptığını, çok iyi kar ettiğini, paralarını kendisine vermeleri halinde onlara da çok kar vereceğini söyleyerek katılan …’dan 6.000 TL, …’dan 6.000 TL, … Cebe’den 90.000 TL,…’dan 20.000 USD, …’dan 20.000 TL, …’dan 9.500 TL, …’dan 2.000 TL, …’dan 50.000 TL, …’dan 8.500 TL, …’dan 60.000 TL, …’den 15.000 TL, …’tan 5.000 TL ve 12.000 USD, …’dan 15.000 TL, …’den 8.000 TL, Tuğrul Yıldız’dan 36.000 TL, …’ndan 28.000 TL, …’tan 23.500 TL,…’dan 3.000 TL ve…dan 17.000 TL paraları dolandırmak kastıyla aldığı, katılanların bazılarına senet verdiği, bazılarına ise herhangi bir evrak vermediği, daha sonra ilk başta bir katılandan aldığı parayı diğer katılana kar payı diyerek verdiği ve güven sağlayarak daha çok para topladığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın, katılanların çoğunluğunun … arkadaşı, …’nun ise öğrencisi olduğu ve katılanların sanığı uzun yıllardır tanıdıkları ve… Menkul Kıymetler Borsası’nda hisse senedi alım satımı yaparak bu yolla para kazandığını bildikleri, katılanların bir kısmının kendi istekleri ve birbirlerine önerileri, bir kısmının ise sanığın paralarını değerlendirebileceğini söylemesi üzerine, kar elde etmek amacıyla sanığa değişik tarihlerde çeşitli meblağlarda para verdikleri, sanığın katılanların bir kısmına aldığı para karşılığında senetler düzenleyerek verdiği, hesap ekstrelerinden anlaşıldığı üzere sanığın almış olduğu paraları borsaya yatırdığı ve süreç içinde katılanlara kar payı olarak kısmi ödemeler yaptığı, bilirkişi raporuna göre bazı katılanların alacaklarının kalmadığı, sanığın katılanlardan aldığı paraları inkar etmeyip borcunu kabul ettiği anlaşıldığından; sanığın, katılanların iradelerini sakatlayacak hileli bir davranışından söz edilemeyeceğinden suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B-Sanığın katılanlar …, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın, katılan …’den 2005 yılı Mayıs ayında 30.000 TL, katılan …’ndan 2005 yılı Nisan ayında 40.000 TL ve katılan …’dan 2005 yılı Mayıs ayında 200.000 TL aldığının iddia olunması karşısında; adı geçen katılanlara yönelik suç tarihlerinin 2005 yılı Nisan ve Mayıs ayları olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
2005 yılı Nisan ve Mayıs ayları olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 08/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.