Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2525 E. 2013/17028 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2525
KARAR NO : 2013/17028
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; tanık …’in 14/03/2007 tarihli soruşturma aşamasındaki ifadesinde, tanık … ile ortak üretip hasadını yaptıkları mısır mahsulünü sanığa satıp karşılığında aldığı çekin ödeme gününün “2005 yılı Nisan ayı” olduğunu ve “henüz ödeme günü gelmeden” sanığın babası … ile konuşup anlaşmalarını müteakip sattığı malın parasını aldıktan sonra elindeki keşidecisi … görünen çeki sanığın babasının talimatı doğrultusunda … köyü muhtarı …’a teslim ettiğini söylemesi ile tanık …’ün ise 08/02/2007 tarihli ifadesinde katılanı kastederek “…bizden önce ona (sanığa) mısır satmış, ona da (şikayetçiye) çek verilmiş…” ifadesi ve sanığın dedesi İsmail’in vekili vasıtasıyla Kaynarca İcra Hukuk Mahkemesine verdiği 10/03/2006 havale tarihli dilekçesinde “… çek 2005 yılı Nisan ayında kaybedilmiştir…” şeklindeki beyanı karşısında; gerçeğin özellikle suç tarihinin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti amacına yönelik olarak yukarıda isimleri geçenlerin suça konu çekin sanık tarafından katılana verilme tarihi hususunda detaylı beyanlarının alınması, …’a teslim edildiği ileri sürülen çek akıbetinin öğrenilmesi imkan dahilindeyse bu çekin dosyaya intikalinin sağlanması, suça konu çekin sol üst köşesinde çek hesabı sahibinin adının yazılı olduğunun katılana hatırlatılarak bu hususta beyanının alınması, suça konu çekin de dahil olduğu çek karnesinin hesap sahibi …’a banka tarafından hangi tarihte teslim edildiğinin öğrenilmesi teslim-tesellüm föyünün örneğinin istenmesi toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/11/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.