Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/305 E. 2013/13493 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/305
KARAR NO : 2013/13493
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde temel ceza olarak belirlenen 1 yıl hapis cezasının paraya çevrilmesinde 1 yılın 365 gün yerine 360 gün kabulüyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müşteki …’ın, sokakta yürüdüğü esnada … plaka sayılı aracın müştekinin yanında durduğu, sanık …’in araçtan inerek müştekiye kaza yaptıklarını ellerinde para olmadığını söyleyip elinde bulunan ve üzerinde “500 banco central do Brasıl” yazılı olan banknotu “euro” diyerek müştekiye bozdurmak istediği, müştekinin de kabul ederek 200 TL’yi sanık …’e verdiği, o esnada diğer sanık …’in de araçta bulunduğu, olayın akabinde müştekinin dolandırıldığını anladığı ve şikayetci olduğu, soruşturma sırasında polis tarafından düzenlenen 23.08.2005 tarihli tutanakla kendisine gösterilen sanıkların fotoğraflardan sanık …’i kendisine parayı veren kişi olarak kesin ve tereddütsüz bir bir şekilde teşhis ettiğinin; sanık …’i ise teşhis edemediğinin anlaşıldığı, yaklaşık bir ay sonra müştekinin 27.09.2005 tarihli savcılık ifadesinden; aynı fotoğraflar kendisine gösterildiğinde sanık …’i de aracın arka koltuğunda oturan kişi olarak teşhis ettiğinin anlaşıldığı olayda;
1-Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz diğer itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin “10 gün” ve “200 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Müştekiye resimler gösterilerek poliste yaptırılan teşhiste yalnızca sanık …’i tanıdığı, sanık …’i teşhis edemediği gözetilmeden, müştekinin çelişkili beyanlarına dayalı olarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.