YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/338
KARAR NO : 2013/13267
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın kendisi adına tescilli 07 ARU 41 plakalı kamyonunu satmak amacıyla gazeteye verdiği, ilanı gören sanık …’nın, katılanı telefon ile arayarak satılık aracına müşteri olduğunu belirtip pazarlık yapmak üzere … yerine gelmesini istediği, katılanın, arkadaşı olan ve dosya kapsamında tanık olarak dinlenen … Baskın’ı da yanına alarak sanık …’nın … yerine gittiği, burada sanık … ile katılanın pazarlık yaparak kamyonun satımı konusunda 59.000 TL’ye anlaştıkları, sanık …’nın, katılana parasını bankadan … yapmak suretiyle peşin olarak ödeyeceğini söyleyerek telefon ile bankadan tanıdığı biri ile görüşüyormuş izlenimini katılanda yarattıktan sonra, katılana, çeklerinin takasa girdiğini, paranın hesabına yatacağını; ancak ne olur ne olmaz deyip, kendine güven uyandırmak amacıyla 59000 TL bedelli bir bono tanzim ederek katılana verdiği; ayrıca adi bir satış sözleşmesi düzenleyerek imzaladığı, aracı, resmi olarak alabilmek için yanında çalışan sanık …’a satış yetkisini içeren vekaletname çıkartmasını katılandan istediği, sanığın hileli davranışlarına aldanarak sanığa güvenen katılanın, kendisine ait olan kamyonun satış yetkisini içeren, … 3. Noterliğince tanzim edilmiş olan 08.11.2005 tarihli ve 26436 yevmiye numaralı vekaletnameyi sanık …’a verdiği, sanıkların aynı gün Ağlasun Noterliğine giderek katılanın kendilerine verdiği vekaletnameye istinaden,
08.11.2005 tarihli ve 2426 yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile aracın sanık …’ye satıldığı, sanıkların en başından beri dolanrıcılık kastıyla hareket ederek katılana ait olan aracı bedelsiz bir şekilde alarak haksız kazanç sağlamaları şeklinde gerçekleştirdikleri eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK.nın 58/7. maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı yasanın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının sanık … ile ilgili bölümüne “sanığın … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/155 esas 2004/653 karar sayılı ilamı ile hapis cezasına mahkum olduğu anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 58/6-7 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ile sanık … ile ilgili bölümüne “sanığın … Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/159 esas 2000238 karar sayılı ilamı ile adli para cezasına mahkum olduğu anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 58/6-7 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” paragraflarının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.