Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/346 E. 2013/13271 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/346
KARAR NO : 2013/13271
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, 29/07/2008 tarihinden yaklaşık iki ay kadar öncesinde, müştekinin tüp satışı faaliyetini yürüttüğü … yerine, müştekinin bulunmadığı bir zamanda giderek, eşi olan müştekiye yardımcı olmak amacıyla bu sırada dükkanda bulunan tanık …’e, 2.25 TL değerindeki tüp hortumunu satın almak istediğini söylediği, bunun karşılığında 50 TL parayı tanık …’ya vererek tüp hortumunu teslim aldığı, hemen sonra bozuk para vereceğini
söyleyerek tanık …’e verdiği 50 TL parayı geri aldığı, bu sefer 50 TL parayı bozmasını istediği, tanık …’nın, sanığa 2 adet 20 TL, bir adet 10 TL olmak üzere bozuk olarak 50 TL para verdiği, Tanık …’nın telefon görüşmesi yaptığı sırada, sanığın hem 50 TL parayı hem de bedelini ödemediği 2,25 TL değerindeki tüp hortumunu alarak dışarıda bulunan aracına binerek olay yerinden ayrıldığı, olaydan yaklaşık 2 ay kadar sonra, 29/07/2008 tarihinde, sanığın, müştekiye ait olan; ancak farklı bir yerde bulunan dükkanına geldiği, bu defasında işyerinde müşteki … ile eşi …’ün bulunduğu, sanığın 10 Litre su satın almak istediğini söylediği, müştekinin, 10 Litre suyun fiyatının 3.25 TL olduğunu söylemesi üzerine sanığın, müştekiye 50 TL para verdiği, daha sonra bozuk para vereceğini söyleyerek daha önce yaptığı gibi müştekiye verdiği 50 TL parayı geri aldığı, suyun parasını vermeden 50 TL parayı bozmasını Sanıktan istediği sırada, daha önce benzer şekilde kandırılan …’ün, sanığı tanıyarak eşi olan müştekiyi uyarması üzerine, müştekinin polislere ihbarda bulunduğu, her iki olayda da sanığın hileli davranışlarla aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı müştekiye yönelik dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.