Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/349 E. 2013/13272 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/349
KARAR NO : 2013/13272
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan ile sanığın 2006 yılı içerisinde ortak bir arkadaş vasıtasıyla tanışarak 7 aylık bir süre arkadaşlık yaptıkları, bu dönem içerisinde evlenme niyeti taşıdıkları tarafların beyanlarından anlaşıldığı, bu süreçte katılanın, 15.000 TL parasını borsada değerlendirmesi amacıyla sanığa verdiği, katılanın kendi rızası dahilinde bir miktar parasını ve kendisine ait olan kredi kartlarını sanığa verdiğini inkar etmediği gibi sanığın katılana ait parayı kullanarak borsada kazanması halinde katılanın da bundan menfaat elde edebileceği; ayrıca sanığın, sergileniş açısından kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla katılanı, hataya düşürüp, kandırarak katılandan para ve kredi
kartlarını almak suretiyle menfaat temin ettiğine dair bir delilin elde edilemediği gerekçesiyle yargılama konusu olan dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varıldığı, belirli bir süre arkadaş olduklarını inkar etmeyen katılan ile sanığın telefon ile karşılıklı olarak görüşmelerinin oluşa ve hayatın akışına uygun olduğu kabul edilerek sanığın telefonda katılanı tehdit ettiğine dair soyut iddianın haricinde başkaca bir delilin elde edilemediği gerekçe gösterilerek sanığa isnat edilen tehdit ve yasal unsurları oluşmayan dolandırıcılık suçlarından beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.