Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/378 E. 2013/13220 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/378
KARAR NO : 2013/13220
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın motosikletini satmak için gazeteye ilan verdiği, sanık …’in katılanı arayarak motosikleti almak istediğini söylediği, katılandan yol masrafı kendisi tarafından karşılanmak üzere motosikleti bulunduğu köye getirmesini istediği, katılanın motosikleti sanıkların bulunduğu köye getirdiği, burada sanıklarla pazarlık yaptığı, fiyatta anlaştıkları, sanıkların satış hususunda vekaletname verdikten sonra parayı ödeyeceklerini söyledikleri ve sanık … ile katılanın … Noterliğine gittikleri, katılanın burada sanık …’e motosikleti satış yetkisi verdiği, katılan ve sanık …’in tekrar … köyüne döndükleri, katılanın paranın kendisine ödenmesini beklediği sırada sanık …’nın telefonla birileriyle görüştüğü, ardından sanık …’in bir bahane ile köyden uzaklaştığı, sanık …’nın da telefon görüşmesinden
sonra katılana, alacağı olan paranın verilmediğini, parayı ertesi gün hesabına yatıracağını söylediği, katılanın buna rağmen motosikleti bırakmak istemediği, bunun üzerine sanık …’nın vekaletnameyi yakarak katılanda güven sağladığı, katılanın da alacağı paraya karşılık güvence olması için bu sanıktan bono alarak … iline gittiği, ancak çeşitli bahaneler ileri sürülerek kendisine paranın havale edilmediği, motosikletin de iade edilmediği olayda “dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların sabıkalarında yer alan mahkumiyete ilişkin hükmün kesin nitelikte olduğu ve CMUK’nın 305/3. maddesi uyarınca tekerrrüre esas alınamayacağı gözetilmeden TCK’nın 58/6. maddesi gereği cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün tekerrüre ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.