Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/3890 E. 2014/490 K. 16.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3890
KARAR NO : 2014/490
KARAR TARİHİ : 16.01.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/297366
MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2011
NUMARASI : 2009/1525 (E) ve 2011/217 (K)
SUÇ : Zincirleme dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosyada mevcut sabıka kaydına göre sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kendisini Bursa’dan Eskişehir’e tayini çıkan binbaşı, yanındaki kimliği belirsiz bayanı ise avukat eşi olarak tanıtan ve güven ortamı sağlayan sanığın, Eskişehir amele pazarında ev eşyası taşınması (hamallık işi) hususunda mağdur Mesut ve katılanlar Kadri ve Orhan ile ekip halinde 225 TL’ye anlaşıp, hep birlikte kendi kullandığı özel araçla Bursa’ya geldiklerinde “… askeri alana cep telefonlarınızla giremezsiniz, varsa cep telefonlarınızı şimdiden eşime verin…” diyerek Mesut ve Orhan’ın cep telefonlarını eşim dediği bayana teslimlerini sağlayıp, onu çarşıda araçtan indirdikten sonra birlikte A.V.M.’ye girdikleri ve “…üzerimde nakit yok…alışveriş yapacağım…yükleme bitince paranızı veririm…” yalanını söyleyerek mağdur ve katılanlardan ayrı ayrı belirli miktarlarda para almayı başarıp onları bir kafeye oturtup “…geliyorum…” deyip yanlarından ayrılması, bir süre sonra güveni pekiştirmek amacını da güderek tekrar onların yanına gelip “…buzdolabı almıştım satıcıya borcum var… onu da halledeyim… varsa borç olarak nakit verin, ödeyip geleyim, birlikte gideriz…” diyerek katılan Kadri’den 300 TL daha para alıp ortadan kaybolarak haksız yarar sağlaması eyleminin “zincirleme dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.03.1995 tarih ve 58/86 sayılı kararında da belirtildiği üzere “aynı suç işleme kararının” varlığı veya yokluğu olaysal olarak saptanacağından; sanığın, hamallık hizmeti alma yalanı ile “ekip” olarak anlaştığı mağdur ve katılanlara karşı hileli davranışlarını belli bir süreç içerisinde “aynı ortamda” sergileyip haksız yarar sağladığı dosya kapsamından anlaşılmakla; bir kez “zincirleme dolandırıcılık suçundan cezalandırılması yerine “mağdur sayısınca zincirleme dolandırıcılık” suçundan üç kez mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.