YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4099
KARAR NO : 2013/16044
KARAR TARİHİ : 28.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan …’nin, … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi, temsile yetkili müdürü olduğu, diğer sanık …’nın ise muhasebecilik yaptığı ve bu kapsamda sanık …’nin muhasebe işlerini yürüttüğü, sanık …’nun ise Almanya’da çalıştığı, dava açılmadan önce ölmüş olan bu nedenle hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen Orhan Demir isimli şahsın sanık …’nin şirketinde kalfa olarak çalıştığı, işe alınan kişilerden sorumlu olarak onları muhasebeciye bildirdiği ve aynı zamanda sanıklardan …’nun komşusu olduğu, Orhan Demir’in şirketin muhasebecisi olan sanık …’ya giderek sanık …’nun diğer sanık …’nin yanında işe alındığını beyan ettiği, …’nin kalfası olduğunu bilmesinin de etkisiyle sanık …’nın bu beyana itimat ederek sanık …’yu inşaat şirketinde çalışıyormuş gibi 03/12/2008 tarihli işe giriş bildirgesini düzenleyip internet üzerinden ilgili kuruma bildirdiği ve 05/02/2009 tarihine kadar bildirimde bulunmaya devam ettiği ancak; işe giriş bildirgesine rağmen herhangi bir prim ödemesinin olmadığı ve herhangi bir tedavi yardımının da alınmadığı, bu süre zarfında sanık …’nun yurt dışında olduğu tespit edildiğinin anlaşılması üzerine bildirimlerin kurum tarafından iptal edildiği olayda; dosya sanığı olmayan Orhan Demir’in yanıltmasıyla işe giriş bildirgesi tanzim eden sanıklar … ve … hakkında suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanık …’nin ise suça konu eyleme iştirak ettiğine dair delil bulunmadığından verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.