YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4490
KARAR NO : 2013/16649
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılana ait … Teks. Gıd. Pas. San ve Tic. Ltd. şirketinde 2006 yılından 07.08.2008 tarihine kadar kasiyer olarak görev yapan sanık …’ın, peşin satışlar nedeniyle tanıdığı işyeri müşterilerine fatura düzenlemediğinden ödenen paraları kasa hesabına almayarak kendi yedinde tuttuğu ve bilgisayardaki cari hesaplara borç olarak geçirdiği, yine müşterilerden tahsilât yapmasına rağmen bunu kayıtlara geçirmediği, gerek bilgisayar gerekse de ticaret defter ve belgelere göre, cari hesap sözleşmesi ile taksitli alışverişler yapan müşteriler adına alışveriş yapılmış gibi faturalar düzenlediği daha sonra bunları sanki ürün iade edilmiş gibi fatura arkasına müşteri imzası olmayan bir imza atarak bedelini haksız menfaat sağlamak suretiyle 42.025,51 TL’yi uhdesine geçirdiği anlaşıldığından, eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarih ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, yine zikredilen maddenin 3. fıkrasında, denetim süresinin mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hareketle, somut olayda anılan emredici düzenlemeye aykırı olacak şekilde, mahkemece 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, adli para cezasına ilişkin sırasıyla “400 gün”, “600 gün”, “500”, “20000 TL” adli para cezası terimleri ile denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmesine ilişkin kısımların tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “7 gün”, “5 gün” ve “200 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ile denetim süresinin belirlenmesi bölümüne “1 yıl 3 ay” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.