Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/4529 E. 2013/16628 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4529
KARAR NO : 2013/16628
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, müdafisinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanık …’in, …’ne bağlı … Taşkömürü İşletme müessesinde çalışmakta iken 2004 ve 2007 yılları arasında kendisi ve eşi … adına düzenlenen sevk kâğıtlarına istinaden, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine hiç gitmediği halde gitmiş gibi beyanda bulunduğu, hastaneye gittiklerinde ise sevk kâğıdındaki tarihleri değiştirerek tedavi sürelerini uzun göstermek suretiyle sahtecilik yaptığı, bu şekilde Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne verdiği sevklerle, bildirge ekindeki sevkleri farklı şekilde doldurduğu, bildirgelerde sahte adres beyan edip bunlara sahte raporlar ekleyerek 46.633,20 TL tutarında haksız yolluk aldığı anlaşıldığından, eylemlerinin zincirleme şekilde dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-e-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında belirlenecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerekirken, temel adli para cezası miktarının 120 gün olarak belirlenmesinden sonra, elde edilen menfaatin iki katının altında kaldığından bahisle, bu miktara çıkarılan adli para cezası üzerinden anılan kanunun 62. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle adli para cezasının yanlış hesaplanması ile anılan hükümde hapis cezasının TCK’nın 43. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırılmasına rağmen, adli para cezasında herhangi bir artırıma gidilmemesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.