YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5046
KARAR NO : 2012/36516
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında, ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmayarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın bankaya para yatırmak için gelen müştekilere karşı hileli davranışlar sergileyerek kendisini banka çalışanı veya avukatı olarak tanıtarak, ya da banka görevlilerini tanıdığını bildirerek, onların işi ile ilgili konuşuyormuş gibi görevlilerin yanına gidip müştekilerin paralarını aldıktan sonra ortadan kaybolmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyetine dair hükümle ile ilgili yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine , ancak;
TCK’nın 53. maddesi uygulanırken, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi”nden münhasıran “kendi alt soyu bakımından” şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu aykırılıkların aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı yasanın CMUK 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkralarındaki “53/1-c sayılı haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılması” kısmının “53/1-c sayılı haklardan kendi alt soyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılması” şeklinde yazılarak, sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.