Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/5202 E. 2013/2540 K. 12.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5202
KARAR NO : 2013/2540
KARAR TARİHİ : 12.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11.maddesi uyarınca vekille takip edilen davalarda, tebligatın vekile yapılması zorunlu olup, dosyada sanık … müdafii olarak görülen Av. …’in kendisine gerekçeli kararın tebliğinden sonra mahkemeye verdiği dilekçe ile kendisinin sanığın müdafii ve vekili olmadığını belirtmesi karşısında sanığa yapılan tebligatta bu husus şerh verilmediğinden sanığın kendisine atanan müdafiinin kararı temyiz etmeyeceğini bilemeyeceğinden sanığa 15.09.2011 tarihindeyapılan tebliğin geçersiz ve öğrenme üzerine sonradan atanan sanık müdafiinin 11.11.2011 tarihli eski hale getirme talebini de içeren temyiz isteminin süresinde olduğu kabulü gerektiği anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … tarafından keşide edilip …’e verilen ve 12.02.2005 tarihinde kayboduğundan bahisle karakola bildirim yapılan 3.200 YTL tutarındaki çekin sanıklar tarafından katılana keşide tarihi olarak görülen 15.07.2005 tarihinden 1 ay kadar önce verildiği, sanıklarında çekin kendilerine nasıl intikal ettiğini açıklayamadıkları olayda nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Suç tarihinin çekte gösterilen keşide tarihi olan 15.07.2005 tarihinden bir ay kadar önce çekin katılana verilip zirai ilaçların alındığı tarih olduğu ve 08.07.2005 tarih ve 5377 sayılı yasa ile değişikliğinden önce 5237 sayılı TCK.nun 158/1 fıkra 2.cümlesi gereğince
“e”, “f”, “j” bendlerinde ki suçun hapis cezasının alt sınırının 2 yıl, adli para cezasının da 5.000 güne kadar olduğu gözetilmeden anılan yasa değişikliğinden sonraki aleyhe düzenleme nazara alınmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.