YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5296
KARAR NO : 2012/36235
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Emniyeti Suistimal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılama kapsamında, Mahkemenin 17.07.2006 tarihinde Baro temsilciliğine yazdığı müzekkereye istinaden sanığa, 14.11.2006 günlü duruşmada Av. …’ın müdafii olarak tayin edildiği, 01.03.2007 tarihli duruşmada sanık hakkında mahkumiyet hükmünün verilerek duruşmada hazır bulunan müdafiiye tefhim edildiği, kararın temyiz edilmemesi üzerine, 09.03.2007 tarihinde kesinleştirme işlemi yapılan ilamın infaza verildiği, infaz aşamasında sanığın Sungurlu Kapalı cezaevinden yazmış olduğu 17.12.2008 havale tarihli dilekçesi ile mahkumiyet kararının kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle de temyiz yolunun açılmasını mahkemeden istediği, mahkeme dilekçe üzerinde yaptığı inceleme neticesinde; 12.01.2009 tarih ve 2006/182 E, 2007/126 K sayılı Ek Kararı ile sanığın talebinin kabulüne karar vererek İnfaz evraklarının iadesini istediği ve infazın durdurulmasına karar verdiği, kararın itirazı kabil olmak üzere sanığa tebliğ edildiği, sanığın daha sonra 03.11.2008 tarihli bir temyiz dilekçesini mahkemeye sunduğu anlaşılmıştır.
Kendisine zorunlu müdafii atandığından haberi olmayan sanığa, yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun 12.10.2010 tarihli 1-164-193 sayılı kararında da açıklandığı üzere; mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilmiş olan zorunlu müdafiinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen sanık açısından hukuksal sonuç ifade etmediği gibi, temyiz süresini de başlatmayacağından sanığın 17.12.2008 ve 03.11.2008 tarihli dilekçeleri süresinde yapılmış temyiz istemi olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
29.08.2002 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 03/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.