Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6068 E. 2012/37977 K. 29.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6068
KARAR NO : 2012/37977
KARAR TARİHİ : 29.05.2012

Dolandırıcılık suçundan sanık …’ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1, 522 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6 maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 47.000.0000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine dair Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/1997 tarihli ve 1995/199 esas, 1997/104 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün adlî sicil arşiv kaydının silinmesi talebi üzerine, talebin kabulüne ve adli sicil arşiv kaydının silinmesine ilişkin aynı Mahkemenin 06/12/2011 tarihli ve 2011/59 değişik … sayılı kararma yapılan itirazın reddine dair Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin 02/01/2012 tarihli ve 2011/1550 değişik …
sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/03/2012 gün ve 2012/4226/16095 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/03/2012 gün ve 2012/86430 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesi 2. fıkrasında “Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alman kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76 ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet başsavcılığının veya Adlı Sicil ve istatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin Anayasanın 76. maddesi kapsamında kaldığı ve 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6290 sayılı ” Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la 5352 sayılı “Adli Sicil Kanunu”nda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin merciince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilen 02.01.2012 gün ve 2011/1550 D. … sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.