Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6405 E. 2014/826 K. 22.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6405
KARAR NO : 2014/826
KARAR TARİHİ : 22.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/55092
MAHKEMESİ : Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/09/2010
NUMARASI : 2009/195 (E) ve 2010/444 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların
suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık E.. A..’nın katılan M.. F..’ın kimlik bilgileri ile …bank Aydın Şubesinden çek defteri alıp, sahte olarak keşide edilen 20/12/2007 tarihli ve 75966 seri numaralı çekin katılan D.. S..’e mal karşılığı verilerek menfaat temin edildiği iddia olunan olayda, Konya İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen kapsamlı bir dosyada M.. F..’ın nüfus bilgileri ile … Çelik Kapı isimli işyerini kuran şahsın sanık Erdoğan olduğuna dair üst yazı ve ilgili bankaya M.. F..’ın işyeri adresi olarak bildirilen mecuru kiraya veren tanık M.. K..’nün, anılan yeri kiralayan şahsın fotoğrafı gösterilen E.. A.. olduğuna dair teşhisi ile yetinilerek mahkemece sanığın tecziyesi cihetine gidilmiş ise de, sanık aşamalardaki beyanlarında baştan beri suçlamayı reddetmiş olup, sahteciliğin sanık tarafından yapılıp yapılmadığı, katılan Durmuş’un dolandırılmasında sanığın iştirakinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; çek hesabı açtırılması ve şirket kurulmasına ilişkin belge asılları getirtilip ayrıntılı inceleme yapılarak ve imza mukayesesi yolu ile suça konu çekin sanık tarafından tedavüle konulup konulmadığının belirlenmesi, katılan D.. S..’in aşamalardaki beyanında çeki M. Ç…(ı) isimli şahsa verdiği mal karşılığında aldığını söylemesi, anılan şahsın hiç araştırılmaması karşısında, sanığın dolandırıcılık suçuna iştirakinin bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi bakımından ciro silsilesindeki şahıslar ve firmalar ile katılanın adres bilgilerini verdiği M. Ç..(ı) isimli şahsa ulaşılıp beyanına başvurularak çekin hangi şekilde tedavüle çıktığının açıklığa kavuşturulması, adli emanette bulunan suça konu çek aslı üzerinde belgenin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususu heyetçe incelenip, gerekirse bilirkişiden de rapor alınarak belirlendikten sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.