Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/643 E. 2013/14665 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/643
KARAR NO : 2013/14665
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Beraat eden diğer sanık … ile haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar … ve …’in, katılan şirkete nakliye işi yapan … isimli nakliye firmasında kamyon şoförü olarak çalıştıkları, diğer sanık …’in ise daha önce aynı işyerinde şoförlük yapmakta iken suç tarihinden önce işten ayrıldığı, sanıklar … ve …’in, sanık …’le anlaşarak katılan şirketlere ait nakledilen çimentolardan bir kamyonunun boşaltılması gereken yere boşaltılmayarak 3. bir kişiye satılması konusunda irade birliğine vardıkları ve bu amaçla sanıklardan … ve …’in kendilerine katılması için beraat eden sanık …’yi ikna etmeye çalıştıkları, sanık …’nin de katılan şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde ve bir plan çerçevesinde ikna olmuş gibi davranması üzerine yapılan anlaşma gereği, sanık …’nin kullanımındaki kamyona yüklenen toz çimentoları boşaltılması gereken hazır beton istasyonunda boşaltılmış gibi yaparak bu yerden çıktığı ve diğer sanıklarla buluşup çimentoları sanık …’in kamyonuna yükledikleri, sanıklar …, … ve …’nin aynı kamyona binip bilahare sanık … ile buluştukları, sanık …’in aracıyla önden gittiği ve diğer sanıkların kamyonla sanık …’i takip ettikleri ve sanık …’in daha önceden çimento getireceğini bildirdiği diğer sanık …’nın deposuna gece vakti gittikleri, çimentonun sanık …’nın deposuna
boşaltılacağı esnada katılan şirket yetkilileri ile emniyet mensuplarının sanıkları suç üstü yakaladıkları ve bu şekilde sanıklar …, … ve …’in hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna teşebbüs, sanık …’nın da suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna teşebbüs suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
1-Sanıklar …, … ve … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettikleri anlaşılan sanıklar ile katılan şirket arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanıkların eylemlerinin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
2-Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışları ile suç işleme eğilimi nazara alınarak TCK’nın 62. ve CMK’nın 231. maddelerinin uygulanmamasına karar verildiği halde, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilirken benzer gerekçelerin dayanak yapılması suretiyle çelişkiye düşülmesi,
b)5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 99. maddesinin “hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar” hükmünü içerdiği gözetilmeden, aynı cins para cezalarının toplanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.