Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6523 E. 2013/4213 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6523
KARAR NO : 2013/4213
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … … yokluğunda verilen hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca sanığa tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine aynı kanunun gösterdiği usullere göre daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanunun 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnai durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi dışındaki maddeleri uyarınca çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı cihetle temyizin öğrenme üzerine süresinde olduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine ilişkin 12.04.2009 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve … takipçiliği yapan diğer sanık …’i kimlik bilgileri ve imzasını tespit etmek amacıyla özürlü çocuğu bulunan müştekinin köydeki evine gönderdiği, sanık …’ın müştekiye sağlık müdürlüğünden geldiğini, özürlü çocuğunun tedavisi ile ilgileneceklerini söyleyerek müştekinin kimlik bilgilerini tespit edip bir kısım belgeler imzalattığı, sanık …’ın müştekiden temin ettiği kimlik bilgilerini ve belgeleri sanık …’ye verdiği, sanık …’nin de bu şekilde sanık … aracılığıyla elde ettiği müştekiye ait kimlik bilgilerini kullanıp 28.07.2006 tarihinde Ayvalık ilçesi, … beldesi merkez mahallesi muhtarına … cüzdanı talep belgesi onaylatarak Ayvalık ilçe … müdürlüğünden müşteki … adına sahte … cüzdanı çıkarttığı, bu … cüzdanını ibraz etmek suretiyle müştekinin Antakya … Bankası … şubesindeki hesabından 04.08.2006 tarihinde 8500 TL, 07.08.2008 tarihinde de 650 TL olmak üzere toplam 9150 TL para çekmek suretiyle haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun sûbut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın eylemi TCK 158/1-d-f olduğu halde aynı yasanın 158/1-f kabul edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 07.03.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

Karşı Oy;

Bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi için, bankanın olağan faaliyetlerinden veya bu faaliyeti yürüten sujelerinden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri çerçevesinde üretmiş oldukları maddi varlıkların (… v.s.) suçta araç olarak kullanılması suretiyle haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.
Somut olayda;
Sanıklardan … …’in diğer sanık aracılığıyla, müşteki …’in kimlik bilgilerini ele geçirerek, 28.07.2006 tarihinde Ayvalık ilçesi, … beldesi merkez mahallesi muhtarı … …’ya müştekinin kimlik bilgilerini kullanarak düzenlediği ve kendi fotoğrafını yapıştırdığı … cüzdanı talep belgesini onaylattırarak, bu belge ile Ayvalık … Müdürlüğü’nden sahte … cüzdanı çıkartıp, bu cüzdan ile müştekinin Antakya … Bankası … Şubesi’ndeki hesabından değişik tarihlerde 9.150,00 TL para çekmekten ibaret eylemlerde;
Müşteki … hesabındaki paranın bankanın Güvencesinde olması nedeniyle kendi kusuruyla sebebiyet vermediği her durumda bankadan parasını alabileceğinden, suçtan zarar görmemiştir. Olayın gelişiminden hiç bir haberi olmayan müştekiye yönelik hileli hareket de bulunmamaktadır.
Sahte … cüzdanının bankanın yetkilisine ibraz edilmiş olması nedeniyle hileli hareket doğrudan bankaya yöneliktir. Suçtan zarar gören de bankadır. Bankanın kendisine yönelik hileli hareketle doğrudan zarar gördüğü olayda kendi mağduriyetine aracı olması düşünülemez.
Bu nedenlerle; sanıkların, … İdaresi’nin maddi varlığı olan sahte … cüzdanını kullanarak bankayı dolandırmaktan ibaret eylemlerinin TCK.nun 158/1-d bendinde yazılı suçu oluşturduğundan, eylemin aynı yasanın 158/1-f maddesine uyduğundan bahisle sanığa fazla ceza tayinine ilişkin yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına dair çoğunluk görüşüne karşıyım.

(Muh. Üye)