YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6581
KARAR NO : 2013/17069
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan …’ın, … Caddesi üzerinde bulunan maliki olduğu iki ayrı iş yerini kiraya verdiği, bu taşınmazlar ile ilgili tahsilatları yapması, gerektiğinde dava ve takiplerde bulunması için İstanbul 2.Noterliğinin … gün ve … yevmiye numaralı vekaletnamesi ile İstanbul Barosunda avukatlık yapan sanık …’yı vekil tayin ettiği, bu vekalet ilişkisi kapsamında sanığın, Zeytinburnu 2.İcra Müdürlüğünün 2005/1689, Zeytinburnu 3.İcra Müdürlüğünün 2005/4869-4870, Zeytinburnu 4.İcra Müdürlüğünün 2005/1509-1510, Bakırköy 12.İcra Müdürlüğünün 2005/89-90, 2006/6093, 2005/2223, Bakırköy 13.İcra Müdürlüğünün 2001/2171, 2006/5129 esas sayılı dosyaları üzerinden borçlular aleyhine icra takipleri başlattığı, bu takipler sonucu 100.000 TL üzerinde para tahsil ettiği, ancak söz konusu paraları uhdesinde tutup katılana ödemediği gibi isteme rağmen yaptığı işlemler ile ilgili katılana bilgi vermeyerek yüklenen suçu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık savunmalarında, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun Tablo-2 olarak belirtilen bölümdeki tahsilatların kendisi tarafından katılana yapılan ödemeler olduğunu ileri sürmesi, bu ödemeler ile ilgili banka dekontlarında alıcı olarak katılan ile … isimli kişilerin görülmesi, bilirkişi raporundaki diğer bazı ödemelerin yanlış ve eksik gösterildiğinin iddia edilmesi, yine bu çerçevede bilirkişi raporunun tanzim edilmesinden sonra 02.02.2011 tarihli celsede sanık tarafından incelenmek üzere 64 adet belgenin mahkemeye ibraz edilerek tevsii tahkikat talebinde bulunulması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, icra borçlarından banka yoluyla tahsil edilen ödemelerin hangi kişi tarafından kimin hesabına yatırıldığının belirlenmesi, sanığın, katılanın vekili olarak belirtilen tarihler arasında, hangi dava ve icra takiplerini yürüttüğü, hangi duruşmalara girdiğinin tespit edilmesi, ilgili dava ve takip dosyalarının birer suretinin, taraflar arasında vekalet ücretinin belirlenmesine dair sözleşme, yazılı belge, yapılan masraflar veya bu anlamda yapılmış olan ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı suretlerinin getirtilmesi, buna göre sanığın katılan adına takip ettiği dosyalardan ne kadar vekalet ücreti alacağı olduğu ve ne kadar masraf yaptığının tartışmaya yer bırakmayacak şekilde tespiti, hak ettiği vekalet ücreti veya yaptığı masraflardan daha fazla parayı uhdesinde tutup tutmadığının kesin olarak belirlenmesi açısından, bütün delillerin toplanmasından sonra içinde, muhasebeci, hesap uzmanı ve ilgili barodan tayin edilecek avukat kişilerin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kuruluna dosyanın tevdi edilerek, alınacak rapor sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; 19.04.2011 tarihli celsede, 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini, eksik ödemesi var ise ödemeye hazır olduğunu belirten sanığa, zararı gidermesi hususunda makul bir süre vermeden ve sanığın bu talebini karar yerinde tartışmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.