Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6616 E. 2013/16608 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6616
KARAR NO : 2013/16608
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… Tüketim Ürünleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’nin, …. Noterliğince düzenlenen imza sirküleri, ticaret memurluğu yazıları, Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde yapılan ilanlarına göre, kurucusunun sanık … olduğu, 31.12.2015 tarihine kadar şirket müdürlüğüne seçilerek şirket alacaklarında ve borçlarında, bankalarda ve diğer kurum ve kuruluşlar karşısında şirket kaşesi altındaki münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, Bank Asya Katılım Bankası Güneşli Şubesine ait şirketin bulunduğu hesap üzerinden, … Dış ticaret Ltd şirketi emrine düzenlenen 31.05.2007 keşide tarihli 100.000 TL bedelli, 30.04.2007 keşide tarihli 50.000 TL bedelli ve 31.03.2007 keşide tarihli 50.000 TL bedelli soruşturma konusu olan 3 adet çekin … isimli kişi tarafından teslim alındıktan sonra ciro yoluyla katılana devredilen ve yasal ibraz süreleri içerisinde bankaya ibrazlarında karşılıksız kaldıklarının tespit edilen çekler ile ilgili olarak yürütülen soruşturmada; söz konusu çeklerin şirketi temsil ve ilzama yetkili olan sanık … tarafından keşide edilmediği, çek düzenlemeye yetkili olmayan sanık … tarafından düzenlendiğinin belirlenmesi ile çekleri elinde bulunduran ve bankaya ibraz eden katılanın şikayeti üzerine başlatılan hazırlık soruşturması neticesinde sanıkların resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Çeklerin 01.06.2006 ve 03.04.2007 tarihlerinde bankaya ibraz edildiği, Bakırköy 37. noterliği tarafından düzenlenen 26.06.2009 tarihli imza sirküleri incelendiğinde; söz konusu şirketin, 02.02.2007 tarihli ve 1 sayılı ortaklar kurulu kararına göre; sanık …’nin 5 yıl süreyle şirketi temsil etmek üzere şirket müdürü olarak seçildiği, dosyada mevcut bulunan 05.12.2005 tarihli ve taraflar arasında yapılan vekaletnameye göre; sanık …’nin eşi olan sanık …’yi, çek keşide etmek üzere vekil tayin ettiği, sanık …’nin ifadelerinde; sanık …’in eşi olduğunu, şirketi fiilen kendisinin yönettiğini, çeklerin tamamının da sanık … tarafından imzalandığını, bu hususta şirket kuruluş aşamasında kendisine vekalet verdiğini, ayrıca söz konusu çeklerin keşide edildikten sonra emrine düzenlenen şirket … Dış Ticaret Ltd ‘nin mali müşaviri olan … teminat olarak verildiğinin savunulması ve çeklerin incelenmesinde; …’nun söz konusu çekleri katılana ciro yoluyla devrettiğinin anlaşılması ve sanık …’nin savunmalarında; söz çeklerin kendisi tarafından keşide edildiğini kabul ederek imzasını inkar etmemesi, ve sanıkların eyleminde, oluşan rızasının varlığı karşısında suç kastının bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.