YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/666
KARAR NO : 2013/14397
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’un mağdurun daha önceden kiracısı olması sebebiyle tanıdığı ve ekonomik-sosyal durumu hakkında bilgi sahibi olduğu, bu bilgiyi kullanarak mağdurdan para temin etmek için plan yaptığı, mağdur tarafından önceden tanınmayan temyiz talebinde bulunmayan … ile birlikte hareket ettiği, bu kapsamda …’in telefonla mağduru arayarak kendisini … Emniyet Amirliğinde görevli komiser olarak tanıttığı ve “senin başın belada, işin zor, sana … İlçesinden kadın geliyormuş, bu kadınlarla resmin var, sakın bu durumu polislere haber verme, onlarla aranı açma, senin işini ben hallettim, karşılığında bana 750 TL para vereceksin” diyerek, mağduru … Kaymakamlığı’nın bahçesine
çağırdığı, bunun üzerine mağdurun sanık … ile burada buluştuğu, sanığın telefondaki konuşmaları tekrarlayarak mağdurdan 750 TL para istediği, mağdurun, sanığın tutum ve davranışlarına yaşının da etkisi ile inanarak, üzerinde bulunan 600 TL parayı …’e verdiği, bir gün sonra …’in tekrar mağdurla buluşarak para istediği, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine …’in ayrıldığı, 3-4 gün sonra ise sanık … ve …’in bu kez birlikte mağdurla buluşarak, … dinlenme tesislerinin arkasında bulunan bahçeye gittikleri, burada sanık …’un, …’e sürekli olarak komiserim diye hitap edip, mağdurda meydana gelen yanılmayı güçlendirdiği, tanık …’in sanıklar ile mağdurun oturdukları yere geldiği, ancak …’in tanığa “Sen kalk git, bizim konuşacaklarımız var” diyerek tanığı uzaklaştırdığı, o gün mağdurdan para almayı başaramadıkları, izleyen tarihlerde ise, mağdurun, …’in komiser olmadığına kanaat getirerek şikayetçi olduğu, olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.