Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6705 E. 2012/46090 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6705
KARAR NO : 2012/46090
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Müşteki kurum vekilinin temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede;
Kovuşturma evresinde yöntemine uygun biçimde davetiye tebliğ olunmak suretiyle duruşmadan haberdar edilmesine karşın 5271 sayılı CMK.nun 238.maddesi uyarınca, duruşmalara gelmeyip davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılan sıfatını almayan şikayetçi kurumun hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, şikayetçi vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-“Dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … isimli şahsın 01/01/1930 doğumlu … isimli bir bayanla daha önce resmi nikah yaparak evlenmesi, 1956 veya 1957 yılında …’in vefat etmesi, …’in ölümünün nüfus müdürlüğüne bildirilmemesi, daha sonra … ‘in sanık … ile tam olarak tespit edilemeyen bir tarihte gayri resmi olarak evlenmesi, sanığın gayri resmi eşi olan … ’in isteği üzerine evliliklerinin ilk yıllarından itibaren … adına düzenlenmiş kimliği kullanmaya başlaması, zaman içerisinde … adına düzenlenmiş olan bu kimliği üzerinde kendi fotoğrafı olacak şekilde muhtarlıktan aldığı nüfus cüzdan talep belgesi ile … Nüfus Müdürlüğünden yeniletmesi, 2022 sayılı kanun uyarınca yaşlılık aylığı almak için … kimliği ile 15/11/1996 tarihinde T.C Emekli Sandığı Yaşlılar Sosyal Güvenlik Daire Başkanlığına başvurması ve bu başvurusuna istinaden adı geçen kurumca … adına 01/12/1997 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması şeklinde gerçekleşen olayda “dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılı suç tarihlerinin dolandırıcılık suçu yönünden son menfaatin elde edildiği 11/05/2007; resmi belgede sahtecilik suçu yönünden nüfus cüzdanının ele geçirildiği 11/09/2007 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş; sanığın başkasının kimlik bilgilerini içeren ancak kendi fotoğrafını taşıyan nüfus cüzdanı talep belgesi ile … Nüfus Müdürlüğü’ne başvurup nüfus cüdanı almaktan ibaret eylemlerinin, son bulduğu 11/09/2007 olarak belirlenen suç tarihine göre 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 43 maddesine uyduğu gözetilmeden suç tarihinin nüfus cüzdanın nüfus müdürlüğünden verildiği 07/09/2004 olarak hatalı şekilde belirlenmesi sureti ile uygulama yeri bulmayan 765 sayılı TCK hükümlerine göre ceza tayininin sanık lehine olması ve dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde hesap hatası sonucu eksik cezaya hükmolunması aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden “dolandırıcılık” suçuna ilişkin hükmün 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, “resmi belgede sahtecilik” suçuna yönelik kurulan hükmün ise DOĞRUDAN ONANMASINA, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.