YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/68
KARAR NO : 2013/11199
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suçtan zarar gördüğü anlaşılan … Piliç A.Ş.’nin davaya katılmakta yararı bulunduğu gözetilmeden katılma talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla, katılma talebinin reddi kararının kaldırılarak ve müşteki şirketin 5271 Sayılı CMK’ nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurundurumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların sahibi bulunduğu … Piliç Ltd. Şti. ile müşteki … Piliç A.Ş. arasında yarka olarak tabir edilen piliçlerden 21.800’ünün alımına ilişkin sözleşme yaptıkları ve sözleşme uyarınca 4.200 TL’sinin nakit, geri kalan 130.000 TL’sinin ise birer aylık vadelerle çek olarak ödemesini kararlaştırdıkları ancak, satın alınan hayvanların hastalıklı olması nedeniyle hayvan bedeli olan çeklerin ödenmeyeceğine dair ihtarname gönderdikleri, müşteki şirketin de hayvanlarda satım sırasında böyle bir hastalığın bulunmadığını marek hastalığının gizli ayıp olmadığını
sözleşme ve Ticaret Kanunu usullerine göre ayıp bildiriminin zamanında yapılmadığından çeklerin ödenmesi gerektiğini belirten karşı ihtarname gönderdiği, bunun üzerine sanıkların bankaya ödemeden men talimatı verdikleri şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda yargılamaya karşı eylemlerin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gözetilerek dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanıklar lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanıkların kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.250 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.